Nefertiti kimdir? Nefertiti eşi, Nefertiti’nin gözyaşı, Nefertiti gerçek yüzü

13.08.2022
Nefertiti kimdir? Nefertiti eşi, Nefertiti’nin gözyaşı, Nefertiti gerçek yüzü

Nefertiti kimdir? Nefertiti eşi kimdir? Nefertiti’nin gözyaşı, Nefertiti gerçek yüzü

Neferneferuaten Nefertiti (Türkçe telaffuz: [ˌ]) veya yaygın haliyle Nefertiti (MÖ 14. yüzyıl), Mısır kraliçesi (hd MÖ 1379-62), Mısır Firavunu IV.Amenhotep’in (sonradan Akhenaton) eşidir. Tam adı “Güzeldir Aten’in Güzellikleri, Güzel Geldi” anlamına gelir.

Nefertiti; çok güzel olmanın yanı sıra, akıllı, bilgili, azimli ve gururluydu. Güzelliğinin haricinde zekâsı ve bilgeliği ile de ünlüydü. O, kocasını seven ve bunun karşılığını da gören bir kadındı. Fakat kraliçe mutlu değildi.Gizli bir derdi, elemi vardı

14. yüzyıl), yaşamış bir Mısır kraliçesi olup ( M.Ö. 1379-1362), Firavun Akhenaton’un eşidir. Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adı; “güzellik geliyor”, “güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına geliyor.

Boş göze yol açan şartlar hakkında, kraliçenin göz üzerinde farklı bir cilt kıvamına sahip olduğu teorisini içeren çeşitli spekülasyonlar vardır. Boş göz, hakaret olarak da kabul edilebilir veya yıllar içinde meydana gelen hasarın bir sonucu olabilir.

Adı ölümünden binlerce yıl sonra bile güzelliğe eş sayılan bir kraliçenin, hüzünlü öyküsü.. Nefertiti ( M.Ö. 1370 – 1330 ), yaşamış bir Mısır kraliçesi olup , Firavun Akhenaton’un eşidir.
Eski Mısır tarihine ait bütün kitaplar, onun dillere destan güzelliğinden bahseder. Adı; “güzellik geliyor”, “güzel olan” ya da “güzelden gelen” anlamlarına geliyor. Kimi kaynaklarda Nefertiti’nin asıl adı nın Tadukhepa olduğu, ünlü güzelliğinden dolayı Nefertiti ismiyle anıldığı ifade ediliyor.Kraliçe Nefertiti’nin, nerden geldiği ve kökeni tam olarak bilinmemekte olup bununla ilgili, çeşitli varsayımlar vardır.

Bunlardan en kabul göreni; Firavunların üç nesilden beri dost ülkelerle iyi ilişkilerini sürdürmek için onların prenseslerini alma alışkanlığı edindikleri XVlll. sülale zamanına götürüyor bizi. Mezopotamya ile Kafkaslar arasında bulunan Mitanni de bu dost ülkelerden biriydi. Kralın da güzel bir kızı vardı, elleri şifa dağıtan farklı bir kız. Akhenaton’un babası firavun III. Amonhotep hastaydı ve Mitanni Kralıda tedavi amacıyla güzel kızı Tadupika’yı Mısır’a yolladı. Tadupika, firavunu tüm dertlerinden kurtarması için tanrıça İştar heykelciğini de yanına alarak 15 yaşında geliyor Mısır’a. İşte o zamanlar Mısır dilinde “güzel geldi” anlamında , Nefertiti diye anıldı ve tarihe de öyle geçti. Kesin olan tek şey onun Akhenaton ile evlendiği ve firavun üzerinde büyük bir etkiye sahip olarak onun yanında hatta bir rivayete göre ondan sonra da hüküm sürdüğü… Ne gariptir ki genç yaşlarda evlendirilen bu çift, hiç de küçük düşünmüyorlar ve belki de gelecekteki dinlerin de temelini atarak güneşin simgelediği ve tüm insanların eşit yaşama haklarına sahip olduğu tek tanrılı bir dinin temellerini atıyorlar.

Nefertiti’yi bu kadar ünlü yapan yanı sahip olduğu büyük siyasi güç değil. Onu bugün bile bilinir, anılır, yapan ayrıntı; GÜZELLİĞİDİR.

Michelle Moran kitabı “NEFERTİTİ – MISIR’IN KRALİÇESİ, SONSUZLUĞUN KIZI”NDAN alıntıdır :
NEFERTİTİ… ‘’Saçları siyah, gözleri koyu renk, ufak tefek ve bronz tenliydi. Elmacık kemikleri avuç içine alınabilecek kadar belirgindi. Kraliçelerin bile gözlerini alamayacağı kadar güzeldi; iyi bir eğitim almış, kendini son derece geliştirmişti. Bir Mitanni kralının kızıydı o. Bakanların hem korku, hem de kıskançlık duyduğu bir kadındı. İnsanları büyüleyen, büyüleyemediklerini de zekâsıyla kolayca alt edebilen birisiydi. Amacı, insanların lideri olmak, ölümsüzleşmek ve tarihe geçmekti. Sonsuzluğun peşindeydi. Kusursuz bir gülüşü vardı. “Kadınlığını” kullanmayı biliyor ve bu nedenle kısık sesle konuşuyordu erkeklerle. Böylece onu duyabilmek için eğiliyorlardı. Gülüşünü idareli kullanıyor, gülümsediği anda da erkekler kendilerini onun ışığında yıkanmış gibi hissediyorlardı.

Politikti yaşama bakışı. Bir tanrıyla evlenip tanrıça olmak peşindeydi. Daha da ötesini istiyordu aslında. “Tanrılar kendilerine yetiştiğim için beni cezalandıracaklar mı” diyebilecek kadar ötesini… Ölümü göze alabilecek kadar cesurdu aynı zamanda. Kurnazdı ve kontrol edilemez bir gücü vardı. Vahşi bir özgüven sahibiydi.’’
Geçmişe eğildiğimizde Nefertiti’nin hem güzelliği hem de reformcu kişiliği ile nasıl Batı’yı etkilediğini görüyoruz! Zaman zaman sergilerle belgesellerle ve perdeye aksedecek olan yaşam öyküsüyle karşımıza çıkan bu reformcu kraliçenin yaşamı hala sırlarla dolu.

Kusursuz bir kemik yapısı ve anlamlı bakışlar, binlerce yıl sonra bir büst aracılığı ile güç ve hâkimiyeti yansıtıyor.Nefertiti’ye ait bir büst, en çok kopyalanmış, Eski Mısır eseridir.Dünyanın en eski ve aşılamayan değerdeki şaheseri kabul edilen, Nefertiti büstü hem tarihi değeri hem de taşıdığı, estetik ve güzelliğe dair anlamlar nedeni ile çok önemlidir. Çünkü bu büstten bize, ölümünden binlerce yıl sonra bile, Kraliçenin sadece güzelliği değil, hüzünlü ruh hali ve mutsuzluğu da yansımaktadır.

Nefertiti; çok güzel olmanın yanı sıra, akıllı, bilgili, azimli ve gururluydu. Güzelliğinin haricinde zekâsı ve bilgeliği ile de ünlüydü. O, kocasını seven ve bunun karşılığını da gören bir kadındı. Fakat kraliçe mutlu değildi.Gizli bir derdi, elemi vardı. İşte bütün bu detaylar büstüne yansıtılmıştır.

Bu büstü yapan heykeltıraş, kraliçenin iç duygularını, gizli dertlerini en yalın şekilde taşa yansıtmayı başarmış bir sanatçıdır. Büstü değerli klan detaylardan biri budur.

Büst; Mısırlı sanatçı Thutmose tarafından yapılmıştır.Kraliçenin yüzü, güneş yanığı tonunda; başı, tıraşlı vaziyette; dudakları kırmızıya boyanmış haldedir. Kraliçe Nefertiti’nin büstü, Akhenaton’un kurduğu yeni başkentin yıkıntıları arasında, 1912 yılında Alman bir arkeolog tarafından bulunmuştur.

Dünyanın ondan hiç haberi yokken var oluşundan 34 asır sonra 6 Aralık 1912’de Tell el-Amarna’da Alman arkeolog Ludvig Brochardt yönetimindeki kazılarda o ünlü büst bulunuyor.

Arkeolog, Nefertiti’nin büstünün güzelliğinden öylesine etkileniyor ki, kayıtlara onu önemsiz bir obje gibi kaydederek Almanya’ya kaçırıyor, ancak notlarında, “ yazmakla anlatılamaz, onu görmek gerek” diye güzelliğinden nasıl etkilendiğini de dile getiriyor. Sonunda kazılardan kaçırılan büst Berlin’de Dahlem Müzesine ulaşıyor.

Büstü Berlin’e getirerek özel koleksiyonuna alan arkeolog, 1920 yılında Nefertiti büstünü Berlin’deki Mısır Müzesi’ne hediye etmişti.
Berlin müzelerinin “Mona Lisa”sı olarak büyük bir ilgi ile karşılanan Nefertiti büstüne, Hitler’in bile büyük önem verdiği biliniyor.

You cannot copy content of this page