KPSS ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM İLİŞKİSİ

Eğitim – Öğrenme ilişkisi Eğitim: Bireylerin davranışlarında istendik yönde değişiklik meydana getirme sürecidir.Öğrenme ürünü olan davranışlar genel olarak iki yolla kazanılmaktadır. Planlı eğitim yoluyla okullarda yada diğer eğitim kurumlarında Yaşam içinde gelişigüzel

Refleks: Uyarımlara karşı verilen ani ve irade dışı tepkilerdir. Bu tepkiler insanda doğuştan potansiyel olarak vardır; zamanla olgunlaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. İçgüdü:Doğuştan getirilen, türe özgü davranış örüntüleridir. Ör: arıların bal yapması, ipek böceğinin koza örmesi…..

Özellikleri Doğuştan gelir, öğrenilmemiştir Bir türün tüm üyelerinde aynı biçimde görülür.

A)Karmaşık davranış örüntüleridir. Niçin yapıldığının bilincinde olmadan gerçekleşir.

B) Öğrenme Yaşantı ürünü, kalıcı izli davranış değişikliğidir.

Özellikleri 1. Öğrenmede mutlaka bir davranış değişikliği meydana gelir.

Öğrenme hangi düzeyde olursa olsun, sonucunda davranış değişikliği olur.
Bireyin davranışlarını gözleyerek öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini anlayabiliriz.

2. Öğrenme yaşantı ürünüdür. Doğuştan getirilen özellikler öğrenme olarak nitelendirilemez. Refleksler ve iç güdüler öğrenilmiş davranışlar değildir.

3. Öğrenme kalıcı izlidir. Öğrenmeden söz edebilmek için, bireyin gösterdiği davranış değişikliğinin sürekliliğinin olması gerekir.


ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.Öğrenenle İlgili Faktörler (kişisel etkenler)

Türe özgü hazır oluş: Öğrenecek olan organizmanın istenilen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması anlamına gelir.

Olgunlaşma: Davranışların öğrenilebilmesi için, organizmanın belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmış olması gerekir.

Zeka: Zihinsel açıdan yeterli düzeye ulaşmayanlar, belli bir yaşa ulaşsalar bile, istenilen öğrenmeyi gerçekleştiremez.

Genel uyarılmışlık hali ve Kaygı: Uyarılmışlığın ve kaygının orta düzeyde olması gerekir.

Fizyolojik durum: Öğrenmede fizyolojik yapı önemlidir. Özellikle duyu organları

Önceki yaşantılar (deneyim): Önceden edinilmiş olan bilgiler, yeni bilgilerin öğrenilmesini kolaylaştırıyorsa buna olumlu aktarma (pozitif transfer), zorlaştırıyorsa (negatif transfer) olumsuz aktarma denir.

Güdülenme (motivasyon): Bir amaca ulaşmak, bir varlığı bir hazzı elde etmek için eylemde bulunma eğilimidir. Temelinde ihtiyaçlar vardır. Bruner’e göre öğrenciyi harekete geçiren en önemli güdü merak, başarılı olma ve birlikte çalışmadır.

2.Öğrenme Yöntemiyle İlgili

Faktörler Öğrenmeye ayrılan zaman: Zaman dikkate alındığında, öğrenme yöntemlerini aralıklı çalışma veya toplu çalışma şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Kalıcı öğrenmenin hedeflendiği durumlarda aralıklı çalışmak daha iyi sonuç verir.

Öğrenilen konunun yapısı: öğrenilen konunun yapısına göre öğrenme yöntemleri, parçalara bölerek çalışma ve bütün halinde çalışma olarak ikiye ayrılabilir. Hangisinin daha yararlı olduğu ele alınan konuya göre değişmektedir.

Öğrencinin aktif katılımı: Öğrenenin aktif veya pasif oluşuna göre öğrenme yöntemleri dinleme,okuma, yazma, anlatma şeklinde sınıflanabilir. Öğrenen, aktif olduğu yöntemleri kullandığında öğrenmede artmaktadır.

Geri bildirim (dönüt): İyi bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenenin, öğrenip öğrenmediğini veya ne kadar öğrendiği ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerekir. Öğrenci, yaptığı öğrenmenin yeterli olup olmadığını güdülenme ortadan kalkmadan öğrenmelidir.

3.Öğrenme Malzemesiyle İlgili

Faktörler Algısal ayırt edebilirlik: Algının seçici bir özelliği vardır. Buna göre öğrenme malzemesinin çevresindeki uyarıcılardan ayırtedilebilir olması öğrenilmesini kolaylaştırır.

Anlamsal çağrışım: Ele alınan konular kazanılmış bilgi birikimiyle ilgili olmalıdır.Kavramsal gruplandırma: Birçok bilgi ile karşılaşıldığında, bunların sistemli olarak bütünleştirilebilmesi, onun öğrenilebilirliğini arttırır. Birbirlerine kavramsal açıdan yakın veya benzer olan kavramlar öğrenmede kolaylık sağlar.4.Ortam Fiziki ve sosyal ortam öğrenmede etkilidir.


1– BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMLARI


Bilişsel yaklaşıma göre öğrenme; bilginin algılanması, işlenmesi, kodlanması ve gerektiğinde geri getirilerek kullanılmasıdır. Bilişsel süreç, algı, dikkat etme, yorulama, anlama ve hatırlama gibi zihinde gerçekleşen içsel oluşumları ifade eder. Bu süreçte bireyler öğrenme sürecine aktif bir şekilde katılırlar. Öğrenme zihinsel bağlantıların oluşmasını içerir; daha önceden öğrenilen bilgiler yeni bilgilerle ilişkilendirilir. Bilgi örgütlenir. BİLİŞSEL

ÖĞRENME TÜRLERİ

GİZİL (örtük) ÖĞRENME

Bazı öğrenmeler, öğrenme amacı taşımaksızın, hatta kişi farkında olmadan gerçekleşir. Bireyler fiziksel çevreleriyle ve nesnelerin yerleriyle ilgili olarak zihinlerinde bir harita oluştururlar. Buna bilişsel harita denir.

DENEME YANILMA YOLUYLA ÖĞRENME

Deneme yanılma yoluyla yapılan problem çözme sırasında, birey uyarıcı karşısında birçok davranışta bulunur. Bu davranışlardan pekiştirilenler öğrenilirken diğerleri söner. Çözüm için gereksiz zaman kaybına neden olur.

SÖZEL ÖĞRENME

Sözel bilgi kolay öğrenilmekle birlikte, uzun süreli belleğe iyi kodlanmadığı takdirde çok kolay unutulur. Sözel bilginin öğretiminde tekrar çok önemlidir.

Bellek destekleyiciler (sözel bilginin öğrenilmesinde kullanılır) Görsel : Bazı kimseler yeni öğrendikleri bilgileri görsel imaj olarak hayal ederek daha kolay hatırlarlar.

Sözel : Bazı bellek destekleyiciler sadece sözeldir. Kısaltmalar, basit tekerlemeler, şiir ve şarkılar sözel bellek destekleyicilere örnektir.

Sözel bilgiler öğretiminin aşamaları Kazandırılacak davranışın belirlenmesi Olgunun yada sözel zincirin öğretmen tarafından söylenmesi Sınıfa tekrarlatılması Belli aralıklarla hatırlatılması Doğru davranışların pekiştirilmesi

PSİKOMOTOR ÖĞRENME

Psikomotor beceriler genellikle birden çok duyu organı ve kasın koordinasyonuyla sağlanan karmaşık davranışlar bütünüdür.

Psikomotor becerilerin öğretimi Psikomotor davranışlar büyük ölçüde model alma ve doğru davranışların pekiştirilmesi ve tekrarlar yoluyla öğrenilir.

Norman amatörlerle uzmanı ayıran 5 değişken belirlenmiştir. Rahatlık : usta şoför, acemiye göre direksiyonun başında daha rahat oturur.

Otomatiklik: uzman kişiler beceriyi gösterirken, genellikle bilinçli olarak ne yaptıklarını düşünmezler. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir.

Zihinsel çaba: Beceri geliştikçe, zihinsel çaba azalır. Yapılan iş bireye daha kolay gelir. Usta şoför araba kullanırken yanındakiyle konuşabilir. Stres:acemi kişiler beceriyi sergilerken stres altında kalırlar .

Bakış açısı: acemiler bir beceriyi gösterirken yaptıkları eylemlerin hepsine dikkat ederler.

PROGRAMLI ÖĞRENME

Kendine uygun materyalleri olan, öğrencilerin kendi hızları ile bireysel öğrenmelerini sağlayan bir öğretim yöntemidir. Programlı öğretimin temel öğesi materyallerdir.

Programlı öğretimin ilkeleri İlk olarak ulaşılacak hedef ve hedef davranışlar belirlenmelidir. Problemler öğrencinin düzeyine uygun ve çözebilecek nitelikte oluşturulmalı Öğretim materyali basitten karmaşığa doğru sıralanmalı Hatalı cevaplar ve ceza olabildiğince azaltılıp, olumlu pekiştireç kullanılmalı Davranışlar hakkında anında geri bildirim (dönüt) sağlanmalıdır.

Programlı öğretimin özellikleri Öğrenilecek bilgi, her biri kolaylıkla kavranacakküçük birimlere bölünür. Buna bağlı olarak öğrenme adım adım gerçekleşir. Öğrenen birey etkindir; çünkü her bilgi adımında belirli davranış göstermesi istenir. Öğrenmenin sağlanması için, öğrencinin doğru davranışlarına pekiştirme yapılır. Öğrenci yaptığı doğru ve yanlış cevaplar hakkında anında sonuç alır. Dönüt vb. Öğrenmede bireysel farklılıklarvardır. En iyi öğrenme, bireyin kendi hızıyla gerçekleştirdiği öğrenmedir. Bu nedenle öğrenciye kendi hızı ile ilerlemeolanağı tanır.

Programlı öğretimin olumlu yönleri Öğrencilerin kendi hızlarıyla öğrenmelerine olanak sağlar. Böylece bütün öğrencilere başarılı olma fırsatı tanır. Öğrenme her zaman pekiştirilir. Öğrenciler kendi hızında bilinenden bilinmeyene doğru ilerler ve her doğru davranışı için pekiştireç alır. Hemen dönüt verilir.dolayısıyla her öğrenci kendi hatalarını görür ve anında düzeltme yapabilir. Programlı öğretim materyalleri ile ders dışında öğrencilerin öğrenme eksiklikleri tamamlanabilir. Öğrenci süreçte etkin bir katılımcıdır, klasik koşullanmada olduğu gibi pasif değildir. Öğrenci aktif olduğundan, dikkatini uzun süre öğrenme konusu üzerinde toplayabilir. Programda küçük adımlar vardır, geçişler kolay ve hatalar daha azdır.

Sınırlılıkları Programlı öğretim materyalleri, hazırlanması uzmanlık gerektiren güç bir iştir. İyi hazırlanmazsa, öğrenciler için sıkıcı olabilir. Eğitimde kazandırılmak istenen tüm davranışların adım adım öğretilmesi mümkün değildir. Özellikle karmaşık davranışların kazandırılmasında Programlı öğretim materyallerinden yararlanmak oldukça güçtür. Programlı öğretim materyalleri bireysel çalışmayı gerektirdiğinden, çok sık kullanıldığı zaman öğrenciler arasındaki etkileşimi azaltır, toplumsal davranışların gelişmesini olumsuz yönde etkiler.

KAVRAYIŞ YOLUYLA ÖĞRENME (iç görüsel)

Kavrama yoluyla öğrenmelerde bireyin sahip olduğu bilişsel yapılarla, geçmiş yaşantılardan edindiği bilgiler önemli rol oynar.Öğrencinin üçgenlerle ilgili bir problemi çözebilmesi için, problemle ilgili kavram ve ilkeleri bilmelidir. Öğrenci gerekli bütün araç gereç ve yolları problem çözülünceye kadar düşünür; çözümü aniden bulduğunda, problem hakkında iç görü kazanmış olur.

BİLGİYİ İŞLEME KURAMI (Robert GAGNE)


A ) Bilgiyi İşleme Kuramının öğeleri
1) Yürütücü Biliş Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalığını ifade eder. Bilgiyi işleme kuramı; bilginin dışarıdan nasıl alındığını, nasıl işlendiği, nasıl depolandığı ve nasıl geri getirilip hatırlandığı sorunlarını yanıtlamaya çalışır. Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenmeye etki eden iki temel unsur vardır. Bilginin depolandığı bellekler Diğeri ise bu belleklere bilginin işlenmesini, saklanmasını ve hatırlanmasını sağlayan yürütücü kontrol süreçleridir.

KEŞİF YOLUYLA ÖĞRENME (Jerome BRUNER)

Bilişsel yaklaşıma göre öğrenme, bireyin yaşantılarına ve oluşturduğu algılara dayalı olarak konuya ilişkin bir anlayış geliştirmesidir. Öğretim, çeşitli konu-materyal düzenlemeleriyle bireyin uygun zihinsel bir yapı oluşturmasını ve bu yapıya uygun bir anlayış geliştirmesini sağlamaktır. İlkeleri Güdülenme İlkesi: Bütün çocuklarda öğrenme isteği vardır. Bu isteğin desteklenmesi güdülenmeyi oluşturur. Dışsal güdülenme belirli eylemlerin tekrarlanmasında etkili olurken, içsel güdülenme öğrenmede sürekliliği sağlar. İçsel güdülenmeyi sağlayan 3 ana etken Merak Başarma isteğiBaşkalarıyla birlikte olma eğilimi Öğrenmeye ilişkin seçeneklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Birinci aşama, öğrencinin merakını canlı tutmaktır. İkinci aşama uzun bir öğrenme sürecinde olan öğrencilerin desteklenmesidir. Üçüncü aşama ise bilginin elde edilmesi için çaba ve etkinliklerin yönlendirilmesidir.

Yapı ilkesi:Herhangi bir durum, problem yada bilgi bütünü öğrencinin anlayabileceği şekilde, basitleştirilerek sunulmasıdır. Sıra ilkesi Zihinsel gelişme, basitten karmaşığa doğru bir sıra izler. Bu yüzden konularında bu sıraya uygun sunulması gerekmektedir.

Pekiştirme ilkesi Öğrenmede başarı pekiştirmeye bağlıdır.

ANLAMLI ÖĞRENME (Ausubel)

Anlam varolan kavramlarla yeni öğrenilen materyal arasında ilişki kurmayı içerir. Ausubel insanların kendilerine sunulanları anlayarak öğrendiklerini savunur. Buna göre, anlamlı öğrenme yaklaşımında, bilgilerin öğrencilere sunularak öğretilmesi esas alınır. İki tür öğrenme vardır. Birincisi ezbere, yani hiçbir anlam taşımayan öğrenmedir. Diğeri ise anlamlılıktır. Ezberlenerek öğrenilen şeyler bellekte uzun süre kalmamakta, kısa sürede kaybolmaktadır. Oysa anlamlı öğrenme, bilgilerin USBde kalıcılığını sağlamaktadır.

Temel Kavramlar Algılama ve kavrama: Algılama ve kavrama sözel uyarıcılarla ilgilidir. İlk aşamada öğrenci iletiyi algılar, ikinci aşamada da algıladığını anlar.

Organize edici bilgi: Anlamlı öğrenmenin gerçekleşebilmesi için yeni bilgilerle eski bilgilerin arasında, bir uyumun olması gerekir. Bunun içinde kavram, ilke, genelleme yada kural gibi bir örgütleyici olmalıdır. Güdüleme: Ausubel güdülenme için dış etkenlerin zorunlu olmadığına inanır.(diğerlerinden farkı). Güdülenmemiş bir öğrenci olduğu zaman bile öğretime geçilmesini savunur. Güdülenme il amaç aynı şeylerdir. Transfer: Öğrenilmiş olan bilgilerle öğrenilecek bilgiler arasında ilişki yada benzerlik varsa transferde olanaklıdır. Unutma: Ausubel’e göre, insan beyni, yeni gelen bilgilere yer açmak amacıyla bilişsel alandaki gereksiz şeyleri eleyerek unutma eğilimi göstermektedir.

PIAGET ve ÖĞRENME KONUSU Piaget’e göre öğrenme biyolojik olgunlaşmaya bağlı zihinsel yapıların bir ürünüdür. Yani, öğrenmeyle zihinsel gelişme aynı şeydir. “Edilgin zihin” “dinleyici öğrenci” kavramlarının yerine “etkin zihin” “atılgan öğrenci-araştırıcı öğretmen” ve çok sık kullandığı “aktif okul” kavramlarını geliştirmeye çalışmıştır. Öğretmenin görevi ders vermek, ders anlatmak değil, gözlem yapmak ve sorular yöneltmektir. Konuların özünün değil, veriliş biçiminin önemli olduğunu savunmuştur. Uzun süre hatırlanabilen, kalıcı öğrenmeler pekiştirmeye değil, özgün yeniden yapılanmaya dayanan tekrarlardır.

Bilişsel Öğrenme Kuramının Eğitime Uygulanması Öğrenciler etkin bilgi izleyicileridir. Öğrencinin bilgisi bilişsel gelişmesini etkiler. Öğrenme, konunun anlamlı ve öğrenciye uygun olmasına bağlıdır. Öğrencilerin nasıl öğrendikleri en az ne öğrendikleri kadar önemlidir.Bilişsel süreçlerin otomatikleşmesi tekrara bağlıdır. Bilinç üstü süreçler yol göstermekle gelişebilir. Uzun süreli ve etkili güdülenme içsel güdülenmedir.

RALPH TYLER’IN PROGRAM GELİŞTİRME ÇALIŞMASI

Süreklilik ilkesi:Öğrenme yaşantılarını düzenlerken aşamalı tekrara yer verilmelidir. Yani, beceri ve kavramların tekrar tekrar hatırlatılması ve sürekli olarak kullanılması sürekliliği sağlar. Sıralama ilkesi: Eğitim programlarında öğrenme yaşantılarının düzenlenmesi sıralı bir gelişim içermeli ve her yeni yaşantı bir öncekinin üzerine inşa edilmelidir.Bütünleştirme ilkesi: Eğitim programında yer alan öğrenme yaşantılarını programın diğer öğeleriyle de ilişkili olmalıdır; böylece yatay bir ilişki kurulmalıdır.


2 DAVRANIŞÇI ÖĞRENME KURAMLARI

Davranışçılık: zihinsel süreçler yerine gözlenebilen davranışlardaki değişikliklere odaklanır. Öğrenme organizmanın davranışındaki değişikliklerdir. Organizma terimi hem insanlar hem hayvanlar için kullanılır. Verilen uyarıcıya doğru tepki gösterilmişse, öğrenme gerçekleşmiştir. İnsan zihnin doğduğunda boş bir levha olduğunu kabul eder. Davranışçı kuramların odak noktası, bireyin ne düşündüğü değil, ne yaptığıdır.

KLASİK ( TEPKİSEL ) KOŞULLANMA (İVAN PAVLOV)

1.adım: zil (nötr uyarıcı) …………tepki yok Uyarıcı organizmada belirli bir tepkiye yol açmıyorsa, nötr uyarıcıdır.

2.adım: zil ( nötr uyarıcı) + et (şartsız uyarıcı)…………..salya ( şartsız tepki) Uyarıcı, eğer herhangi bir geçmiş yaşantı şartı olmadan, organizmada belli bir tepkiye yol açıyorsa şartsız uyarıcı, gösterilen tepkiye şartsız tepki denir.

3.adım: zil ( şartlı uyarıcı)………………salya (şartlı tepki) 2.adım ne kadar çok tekrar edilirse, koşullanma o kadar güçlü olur. Koşullanma gerçekleştiğinde zil sesi şartlı bir uyarıcıdır. Koşulsuz uyarıcıdan önce verilen koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcının geleceğinin habercisidir. Klasik koşullanma duygularının kazanılmasında da etkilidir.

Koşullanma ile ilgili kavramlar:

Genelleme: Koşullu uyarıcıya fiziksel yada anlam bakımından benzer uyarıcılara da koşullu tepki göstermesidir. Ör: her türlü zil sesinde salya akıtması

Ayırt etme: Genellemenin tersidir. Ayırt etme, organizmanın iki uyarıcı arasındaki benzemeyen özellikleri fark etmesiyle gerçekleşir. Ör: zil sesine et verilip, çıngırak sesine elektrik şoku verilmesi

Sönme: Şartsız uyarıcının ortadan kalkmasıdır. Köpek salya tepkisini et beklentisi ile vermektedir. Köpeğin bu beklentisinin boşa çıkması sönmeye neden olur. Bir süre sonra koşullu uyarıcının tekrar verilmesi sonucu, koşullu tepkinin de kendiliğinden geri geldiği görülür. Buna kendiliğinden geri gelme denir.

Karşı koşullanma (bastırma): Bir bakıma ödülün kaldırılıp yerine ceza verilmesidir. Zil çaldığında et yerine elektrik şoku verildiğinde bastırma yöntemi uygulanmış olur.

Korku koşullanması meydana gelir.

Bitişiklik: Uyarıcılar arasındaki zaman çok önemlidir. Uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü, koşullu ve koşulsuz uyarıcının ne sıklıkta ve ne yakınlıkta verildiğidir.

Pekiştirme: Klasik koşullanmada pekiştireç koşulsuz uyarıcıdır. Klasik koşullanmayı etkileyen faktörler

1. Nötr Ve Koşulsuz Uyarıcıyı Eşleştirme Klasik koşullanmanın gerçekleşmesi için nötr bir uyarıcının, koşulsuz bir uyarıcı ile eşleştirilmesi gerekir. Zil sesi ve eti birleştirmek

2. Koşullu Ve Koşulsuz Uyarıcı Arasındaki Aralık Koşulsuz uyarıcı nötr uyarıcının hemen arkasından verilmelidir. Uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü, koşullu ve koşulsuz uyarıcının ne sıklıkta ve ne yakınlıkta verildiğine bağlıdır.

3. Koşullu Uyarıcı Sayısı İlk koşullu uyarıcıya daha kuvvetli koşullanma sağlanırken, koşullu uyarıcı sayısı arttıkça, tepkinin kuvveti azalmaktadır.

4. Tekrar Sayısı Koşullu ve koşulsuz uyarıcı bağının tekrarlanması gerekir. Pekiştirilmeyen tekrarlar sönmeye yüz tutar.

5. Öğrencinin Özellikleri Klasik koşullanma tüm türlerde yada bir türün tüm bireylerinde aynı derecede oluşmaz. Bireysel özellikler koşullanmayı etkiler.

6. Pekiştirme Klasik koşullanmada pekiştireç tepkiye bağlı olarak verilmez. Organizma önce pekiştireci alır ve bu pekiştirece bağlı olarak tepkide bulunur. Klasik Koşullanmanın Eğitime Yansıması Koşullu Tepkileri Ortadan Kaldırma Yolları

1. Davranışın Sönmesini Bekleme Koşullu uyarıcıdan sonra, koşulsuz uyarıcı verilmezse, bir süre sonra koşullu tepkinin sönmeye başladığı görülür. Ör: öğretmen söz istemeden konuşan öğrencileri dinlemezse, bir süre sonra bu davranışı söner…..

2. Karşı Koşullanma (Bastırma) Söndürülmek istenen davranışın ortadan kalkmasını hızlandırmak için hoş olmayan bir uyarıcıyla karşılık verilmesidir. Ör: söz istemeden konuşma alışkanlığı olan bir öğrencinin arka sıralara oturtulması gibi Ayrıca ; yapılan bir deneyde, köpeğin engelden atlaması için şok verilmiştir. Köpek kısa sürede engelden atlamayı ve şoktan kurtulmayı öğrenmiştir. Ancak köpek engelden atlamayı öğrendiği halde şok verilmeye devam edilmiş ve köpek şoku engelleyememiştir. Bir süre köpek şoktan kurtulmaktan vazgeçmiş ve pasifleşmiştir. Burada köpeğin pasifleşme haline öğrenilmiş çaresizlik denir. Ne yaparsa yapsın, öğretmenin gözünde yaramaz fikrini değiştiremeyen öğrenci gibi….

3. Duyarsızlaştırma Organizmanın belli bir uyaranla sürekli karşılaşması sonucunda, giderek o uyarana tepkide bulunmaması halidir.

BİTİŞİKLİK KURAMLARI ve (WATSON)

WATSON: (1889-1958) Klasik koşullanmayı, insanın refleksif olmayan karmaşık davranışların öğretilmesinde de kullanılabilecek temel bir yapı olarak görmüştür. Bütün davranışların klasik koşullanma yoluyla öğrenilebileceğini savunmuştur.Watson’a göre konuşma boğaz kaslarının hareketleri, düşünme sessiz konuşma, duygulanma ise organlardaki kas hareketleridir. Davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilir. Davranışların başlangıç noktasını refleks olarak kabul eder.Bir ayağın üzerinde bedenin ağırlığını hissetmek, beden ağırlığını diğer ayağa aktarmak için uyarıcı etki yapar. Bir süre sonra ayağın ileri atılması tepkisiyle biter. Bağ ilkesi: Her tepki kendisinden sonra gelen tepki için koşullu uyarıcı görevi yapar. Bu sayede uyarıcı-tepki bağları zinciri oluşur. Sıklık ilkesi: Belli bir uyarıcıya karşı daha sık gösterilen bir tepkinin, aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında gösterilme olasılığının fazla olmasıdır. Tekrar ilkesi: Belli bir uyarıcıya karşı yapılan en son davranışın, uyarıcı tekrar verildiği zaman, ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olmasıdır.

Eğitime Yansıması Koşullanmanın pekiştirmeye bağlı olmadığına inanmaktadır. Watson’a göre öğrenme, koşullu ve koşulsuz uyarıcıların birbirine çok yakın zamanlarda verildiğinde meydana gelir. Ayrıca bu uyarıcılar ne kadar sık birlikte verilirse, aralarındaki ilişkide o kadar güçlenmektedir. Sistematik duyarsızlaştırma uygulamasının öncülerindendir.

EDWIN RAY GUTHRIE

Bitişiklik İlkesi: Uyarıcı ile tepkinin birbirine bağlanması öğrenmenin temelini oluşturur. Öğrenme uygun bir tepki ve uygun bir uyaranla çağrışım yaptığı zaman oluşur.Öğrenmenin sadece bitişiklik yasasıyla açıklanabileceğini savunmuştur. Guthrie’nin bitişikliği uyarı-tepki bitişikliğidir.Yapılan tekrarlar bağın gücünü arttırmaz, çünkü öğrenme uyarıcı ile tepki arasındaki ilk eşleşmeden sonra tamamlanır.

(Tek deneme) Ayrıca guthrie’ye göre; organizma belli bir durum karşısında son olarak hangi davranışı göstermişse, aynı durumla tekrar karşılaştığında aynı davranışı gösterme eğilimindedir.

(Sonunculuk ilkesi) Ceza; cezalandırılan davranışın zıttı olan bir davranışı meydana getirmelidir.

Alışkanlıkları yok etme yöntemleri Eşik Yöntemi: İstenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı azar azar ve uzun sürede yavaş yavaş verilmeli; böylece istenmeyen davranışın meydana gelmesi önlenerek, istenen davranışın yapılması sağlanır. Ör: Bütün bir zeytini acı diye yemeyen çocuğa, zeytini küçük paçalar halinde yedirmek.

Bıktırma Yöntemi: Tüm uyarıcılar, birey istenmeyen tepkiyi yapmaktan yoruluncaya kadar verilir. Ör: Sürekli kibritle oynayan çocuğun önüne bir sürü kibrit verip, yoruluncaya kadar yakmaya zorlamak Zıt Tepki Yöntemi: Bu yöntemde istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı ile birlikte, ona zıt olan onunla rekabet edebilecek istenen davranışı meydana getiren uyarıcı sunulur. Ör: Kediden korkan çocuğa annenin kedi hediye etmesi. Kedi korku yaratan, anne ise güven duyulan uyarıcıdır.Alışkanlığı Bastırma: Birey istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcıdan uzak tutulur. Eğitimde Transfer:Öğrencilerin en üst düzeyde başarı gösterebilmeleri için öğrendikleri ve test edildikleri ortamın koşullarının aynı olması gerektiğini savunur. Guthrie’ye göre öğrenci öğretmenin anlattıklarından yada kitaplardan öğrenemez. Öğrenci, öğrenilecek şeyi yapmalıdır. Eğitime Yansıması Guthrie tüm öğrenmeleri uyarıcı-tepki bitişikliğiyle açıkladığı için, öncelikle hangi tepkilerin kazandırılacağı belirlenmeli ki, bu tepkileri oluşturacak uyarıcılar düzenleyebilelim. Öğretme-öğrenme ortamı düzenlenirken, öğrencilere verilecek uyarıcıların, öğrencinin dikkatini çekerek beklenen tepkiyi yapmasını sağlayacak nitelikte olması gerekir. Guthrie buna “dikkat edilen şey, yapılan şey için işaret haline gelir.” Demiştir. Öğretimin düzenlenmesinde, öğrencinin öğrenmeye karşı ihtiyaç duymasını sağlamak önemlidir. Öğretme-öğrenme ortamında yaparak yaşayarak öğrenme önemlidir.

BAĞLAŞIMCILIK KURAMI EDWARD LEE THORNDIKE

Organizma amaca ulaşmak için bir takım tepkilerde bulunur. Bu tepkilerden biri rastlantısal olarak organizmanın amaca ulaşmasını sağlar. Bundan sonra amaca götürmeyen tepkiler terk edilirken, amaca götürenlerin tekrarlanma olasılığı artar. Bağlaşımcılık iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bitişik duruma gelmesi ve birinin diğerini hatılatmasıdır. Uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığını savunur. Öğrenmenin en temel formu deneme-yanılma öğrenmesidir. Daha sonra buna seçme-bağlama yoluyla öğrenme adını vermiştir. Bireye haza veren ve sonuca götüren davranış kalıcı olur. Thorndike’a göre öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir.

Not : Klasik koşullanma fikrini ilk ortaya atan Thorndike olmuştur. Temel kanunlar. Hazır bulunuşluk Kanunu: Kişi etkinlik göstermeye hazırsa, etkinliği yapması mutluluk verir. Kişi etkinlik göstermeye hazırsa, fakat etkinliği yapmasına izin verilmezse, bu durum bireyde kızgınlık yaratır. Kişi etkinlik yapmaya hazır değil ve etkinlik yapmaya zorlanıyorsa kızgınlık duyar.

Tekrar Kanunu:Sadece tekrar etme bağı güçlendirmediği gibi, kullanmamada bağın gücünü azaltmaz. Bununla birlikte tekrar etme, bağın gücünde az bir gelişme sağlayabilir, kullanmamada biraza unutmaya yol açabilir. Ancak her tür amaç için tekrar yasası uygun değildir.

Etki Kanunu: Uyarıcıya karşı yapılan tepki, haz verici bir durum yaratırsa, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artar. Ancak tepki tatmin edici bir sonuç yaratmazsa, yani cezalandırılırsa bağın gücüne hiçbir etkisi olmaz.

1930’dan sonra Thorndike’nin Öğrenme Kuramı Etkinin Yayılması Pekiştirmenin etkisi, doğru davranışla yan yana yer alan davranışa da yayılır. Pekiştirme doğru davranışın tekrar edilme olasılığını arttırır ancak cezalandırılan davranışın tekrar edilme olasılığını azaltmaz. Ait Olma Uyarıcı durumda yer alan iki öğe birbirine ait ise, çağrışım olmakta, ancak bitişik olarak bulunan fakat birbirine ait olmayan öğeler arasında çağrışım meydana gelmemektedir. Ör: Zeynep öğretmen. (ait) Ahmet iyi bir öğrencidir. (ait değil) Tepkinin meydana getirdiği etki, organizmanın ihtiyaçları ile ilgili ise, öğrenme daha etkilidir.

Çağrışımsal Zıtlık Belirli uyarıcı tepki bağlarının yerine genel ilkeler öğrenilirse, bireyler her iki yönde de aynı kolaylıkla performans gösterirler.

EDİMSEL KOŞULLANMA (SKİNNER)

Davranışın arkasından davranışı biçimlendirici uyarıcı verilerek yapılan koşullanmadır. Ör: kutu içindeki farenin, yaptığı hareketlerinden birinde pedala bastığında kutunun içine yiyecek verildiğini çözmesi ve acıktığında pedala basması Klasik koşullanmadan farklı olarak bilinçli ve kasıtlı hareketlerle ilgilidir. Edimsel koşullanma büyük ölçüde Thorndike’nin etki yasasından kaynaklanmıştır.

Edimsel koşullanma ilkeleri Skinner davranışın tekrarlanmasını, davranışı izleyen pekiştirme yada cezanın sağladığını düşünmektedir. Bir davranışın pekiştirilmesi, tekrar gösterilme ihtimalini arttırır. Davranışın biçimlendirilmesinde, kullanılan pekiştireç organizmanın gereksinimlerine uygun olmalıdır. Davranış ile davranışa verilen tepki arasındaki süre edimsel koşullanmayı etkiler. Edimsel koşullanmada birey daha etkindir, çünkü tüm davranışları çevrenin etkisiyle şekillendirir.

Klasik Ve Edimsel Koşullanmanın Farkları Klasik de organizma oldukça pasiftir. Edimselde ise organizmanın aktivitesi vardır. Klasik de tepkiye neden olan uyarıcı her zaman bilinirken, edimsel de belirgin değildir.Klasik koşullanma refleksif davranışlarla, edimsel koşullanma ise bilinçli ve kasıtlı davranışlarla ilgilenir. Klasik koşullanmada ………….uyarı – tepki Edimsel koşullanmada ………….tepki – uyarı …………… bağı oluşmaktadır.

EDİMSEL KOŞULLANMAYLA İLGİLİ KAVRAMLAR

Biçimlendirme: amaca yönelmeyi ifade eden davranışların pekiştirilmesi. Yani istenen bir davranış ortaya çıkmadığında, alt düzey davranışlara doğru inilmesi, ve o davranışın pekiştirilmesidir.

Zamanlama: koşullanmanın kısa bir süre içerisinde gerçekleşmesi

Kaçınma koşullanması:kaçınma, durum ortaya çıkmadan durumdan uzaklaşmayı ifade eder. Kaçmadan farkı budur. Kaçma, durum ortaya çıktıktan sonra uzaklaşma. Kaçınma koşullanması kendi kendini pekiştiren bir şartlanmadır. Sistematik duyarsızlaştırma gibi tekniklerle ortadan kalkar.

Sistematik duyarsızlaştırma: korku tedavisinde kullanılır. Kişinin korktuğu uyarıcı ile kendisini korkutmayacak derecede karşı karşıya getirilmesidir. Yavaş yavaş bu derece arttırılır.Sönme: öğrenilen davranışların uzun süre pekiştirilmemesi. Sönmenin hızlanması cezaya bağlıdır. Genelleme: belli bir uyarıcı ile ortaya çıkan davranış pekiştirildiğinde, organizma bu uyarıcıya benzer uyarıcılara da aynı davranışı gösterir.

Buna uyarıcı genellemesi denir. Ayırt etme: pekiştirilen uyarıcılara gösterilen tepkinin, pekiştirilmeyenlere gösterilmemesidir. Pekiştirme: bir tepkinin iç veya dış etkenlerle kuvvetlendirilmesidir.

1-Pekiştirme Çeşitleri

Olumlu pekiştirme: (ödül) _ organizmanın içinde bulunduğu duruma hoş bir uyarıcının eklenmesini ifade eder. Doğru cevap için aferin denmesi……

Olumsuz pekiştirme: _ hoşa gitmeyen uyarıcı ortamdan çıkarılarak davranışın yapılma sıklığı arttırılır. Baş ağrısı için ilaç kullanma Ayrıca; Pekiştirmeme: organizmanın davranışının görmezden gelinerek, bir süre sonra sönmesinin beklenmesi Cezalandırma : istendik olmayan davranışlar için, organizmayı rahatsız edici uyarıcı ile karşı karşıya getirmek ( I.tür ceza ) yada hoş bir uyarıcıdan mahrum bırakmak (II.tür ceza) I.tür cezada çocuğun dövülmesi, azarlanması II.tür cezada çocuktan sevgiyi esirgeme, çocuğun teneffüse çıkarılmaması

NOT: Olumsu pekiştirmede, olumsuz durumdan kurtulmak bireyin kontrolündedir. Cezada ise değil.

Birincil ve ikincil pekiştireçler1. Birincil pekiştireçler, temel biyolojik ihtiyaçları tatmin eden yada yaşamı tehdit eden doğal pekiştireçlerdir.Yiyecek, su —————à birincil olumlu pekiştireç Elektrik şoku ————–à birincil olumsuz pekiştireç 2. İkincil pekiştireçler, birincil pekiştireçlerle eşleştirilerek pekiştirme gücü kazanan nötr uyarıcılardır. Gülümseme, para verme, değer verme—————-àikincil olumlu pekiştireç Sinirli bakışlar, kızgın ses tonu———————-à ikincil olumsuz pekiştireç Premack İlkesi Buna göre yapılma olasılığı yüksek davranış, yapılma olasılığı az olan davranışı güçlendirir. ÖR: “ıspanak yersen, dondurma yiyebilirsin” Ispanak_ düşük olasılıklı dav. Dondurma_ yüksek olasılıklı dav. Öğrencilerin hangi davranışı çok sık, hangilerini az gösterdiğinin belirlenmesi ve daima az görülen davranışın daha önce yaptırılması gerekir.

Simgesel Ödülle Pekiştirme Bu yöntemde olumlu bir davranıştan sonra çocuğa, şeker, oyuncak, sokağa çıkma gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan yada kupon verilmesidir.

2-Pekiştirme tarifeleri

a) Aralıksız Pekiştirme: Yapılan her davranışın pekiştirilmesidir. Birey yeni bir davranış kazanırken etkilidir. Ancak bir süre sonra etkisini yitirmeye başlar.

b) Aralıklı Pekiştirme: ikiye ayrılır.

1) Zaman Aralıklı Pekiştirme : Sabit zaman aralıklı pekiştirme : Pekiştireçler belli aralıklarla verilir. Pekiştirecin ne zaman verileceği birey tarafından tahmin edilir.

Memur maaşı, vize haftası Değişken zaman aralıklı pekiştirme : Zaman belli değil, ort. bir zaman belirlenir. Sürekli çalışmayı sağlar.

NOT: Davranışta yavaşlama görülmez.

2) Oran Aralıklı Pekiştirme: Sabit oranlı pekiştirme: Belli sayıdaki davranıştan sonra pekiştireç verilir. Her 5 problemden sonra (+) verme gibi…..

Değişken oranlı pekiştirme: Davranış sayısı belli değildir. Ör: 1.pekiştireç 3.davranıştan sonra, 2.pekiştireç 4 davranıştan sonra..gibi kumar makineleri, piyango…..

NOT: Tepki daha uzun süre devam eder. Olumsuz bir davranışın ortadan kaldırılması Olumsuz pekiştirme: Olumsuz pekiştirme ile istenmeyen davranışa karşı, istenilen bir davranışın güçlendirilmesi sağlanabilir. Sönmesini bekleme: Kazanılan davranıştan sonra pekiştirme yapılmayarak davranışın sönmesine çalışılır. Olumsuz davranışın tam tersini pekiştirme: Ortamı değiştirme: İstenmeyen davranışı yapan çocuk yada bu davranışa neden olan uyarıcının ortamdan çekilmesi

Bıktırma: Yoruluncaya kadar aynı davranışı yapmaya zorlamak Ceza: İstenmeyen davranışın baskı altına almasıyla birlikte, yapılması gerekenlerle ilgili bilgi vermez. Edimsel Koşullanmanın Eğitime Yansıması Pekiştireç, mutlaka doğru davranışı takip etmeli. Öğrenci pekiştireci hangi davranıştan sonra aldığını fark etmeli. Mümkün olduğunca olumlu pekiştireç kullanılmalı. Öğrenci özellikleri göz önünde bulundurulmalı. Çünkü pekiştirecin değeri öğrenciden öğrenciye değişir. Pekiştirecin zamanı önemlidir.

SİSTEMATİK ÖĞRENME KURAMI (Clarck Leonard HULL)

Hull’ın öğrenme kuramını dürtüyü azaltma yada dürtü belirtilerini azaltma olarak görmek mümkündür.Pekiştirilen tepkiler öğrenilir. Hull başlangıçta pekiştirmeyi, öğrenme değişkeni olarak ele almasına rağmen, daha sonra performans değişkeni olarak ele almıştır. Öğrenmede transferin önemli olduğunu savunur. Önceki öğrenmeler, benzer koşullar altında meydana gelecek yeni öğrenmeleri etkilemekte, yeni öğrenmelere transfer edilebilmektedir.Öğrenme birimi üstündeki sürekli çalışmanın, yorgunluğa, yorgunluğunda tepkide bulunmayı engellediğini savunur. Bu yüzden dinlenme araları verilmelidir. Uyarıcı yoğunluğu ne kadar arttırılırsa, öğrenilen tepkinin ortaya çıkma olasılığı artar. Sonuç olarak öğretme-öğrenme ortamında, öğrenme birimine duyulan ihtiyaç, güdülenme, uyarıcı yoğunluğu, pekiştirilen tepki sayısı, ne kadar arttırılır, yorgunluğun meydana getirdiği engellemelerle, diğer öğrenmeyi engelleyici faktörlerin etkisi ne kadar azaltılırsa o kadar etkili bir öğrenme meydana gelir.

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI (Albert BANDURA)

Model alarak öğrenme, gözlem yoluyla öğrenme de denir. Gözlem yoluyla öğrenmeyi deneysel olarak açıklamaya çalışan ilk kişi Thorndike’tır. Bandura’nın kuramına en yakın kuram Tolman’ın kuramıdır. Ayrıca güdülenme konusunda da görüş birliği içindedirler. Gözlem yoluyla öğrenme ile taklit yoluyla öğrenme birbirinin yerine kullanılamaz. Gözlem taklidi içerebilir yada içermeyebilir. Bandura, insanların çevrelerindeki kişilerin davranışlarını gözlediklerini, bu gözlemlerden kendileri için uygun olan davranışları kendi yaşamlarında gösterdiklerini öne sürmüştür.

Gözlem yoluyla öğrenme süreçleri Dikkat : Model alınan davranışın öğrenilebilmesi için öncelikle model alınan davranışa dikkat edilmesi gerekir. Dolayısıyla modelin dikkat çekici olması yararlıdır.

Hatırlama: Öğrenen kişi, modelin davranışını tekrar edebilmek için, onun yaptıklarını hatırlayabilmelidir.

Uygulama: Gözlemlerin davranışlarda yeniden üretilmesini ifade eder. Bu aşamada kişi pratik uygulama yapar. Ör: kravat bağlayan birini gözlemleyen kişinin kravatı kendisinin bağlaması…..

Güdüleme yada pekiştirme: Bandura’ya göre birey bir davranışı doğrudan yaparak, ödül almak zorunda değildir. Doğru davranışın ödüllendirildiğini gören gözlemci, modelin davranışını tekrarlayabilir. Pekiştireç öğrenilen davranışın performansa dönüştürülmesinde harekete geçirici olarak rol oynar.

Öz yeterlik : Bireyin gelecekte karşılaşabileceği zor durumların üstesinden gelmede ne derece başarılı olabileceğine yönelik yargısıdır.

Pekiştirme üç şekilde gerçekleşir. Doğrudan pekiştirme: Dış çevre tarafından sağlanır. Bireyin davranış için doğrudan pekiştireç almasını kapsamaktadır. ÖR: öğretmenin, hasta arkadaşını ziyaret eden öğrencileri kalemle ödüllendirmesi …..

Dolaylı pekiştirme : Modelin uygun davranışlarının pekiştirilmesi, gözlemcinin aynı davranışı tekrarlama olasılığını arttırır. ÖR: öğretmenin, derse hazırlıklı gelen öğrencileri ödüllendirmesi, ilgisiz öğrencilerin de çalışmasına sebep olur

İçsel pekiştirme: Birey kendi hedefleri bakımından başarıya ulaştığını düşündüğünde bundan haz duyar. Birey açısından bu, amaçlarına ulaşma bakımından kendini güdülemedir. Davranışın sürekliliğinde önemli olanda, bireyin kendini pekiştirmesidir. 2) Gözlem Yoluyla Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler Gözlemci özellikleriGözlemcinin yeterlikleri ve gelişim düzeyi öğrenmeyi etkiler. Gözlemcinin bilişsel gelişim düzeyi ve öz yeterlik algısı dikkat üzerinde etkili olabilmektedir. Öğrenen kişi model davranışa dikkat etmez ve farkına varmazsa öğrenme gerçekleşmez. Modelin özellikleri Modelin statüsüdür. Çocuklar genellikle güçlü, yeterli ve prestiji yüksek olan modelleri taklit ederler. Modelin davranışları kadar görüntüsü de dikkat çekici olabilmektedir.

Davranış Gözlemci, amaca ulaştırıcı model davranışına daha fazla dikkat eder. Ödülle sonuçlanacak davranışlar gözlemciyi güdüler.Model davranış bireyin yeteneklerinin çok altında ise dikkat çekmeyebilir.

3) Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Davranışa etkisi a) Model alma yoluyla öğrenme etkisi: Bir modelin davranışını gözleme yoluyla yeni davranışlar öğrenebilir.b)Engelleyici – destekleyici etki: Gözlemcinin aynı davranışı yapan bir modelin cezalandırıldığını görerek, davranışlarını bastırmasıdır. Ör: parmak kaldırmadan söze giren öğrenciye öğretmen kızarsa, diğerleri tırsar ve parmak kaldırmadan konuşmaktan çekinirler.(engelleyici etkiye örnek).. Makyaj yapan bir öğrenci bunun için ikaz almazsa, diğer öğrencilerde gaza gelir ve makyaj yapmak için güdülenir. Bu durum destekleyici etki oluşturur. c)

Tepkiyi kolaylaştırıcı etki: Modelin davranışı, gözlemcinin daha önceden kazandığı bir davranışın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Ör: Bir konuşma sırasında bir kişi alkışlamaya başlarsa, büyük olasılıkla diğerleri de ona katılır.

d) Çevreye ilgiyi arttırıcı etki: Bu etki, gözlemcinin dikkatini modelin çevresindeki bir nesneye yöneltmesini sağlamaktadır. Gözlemcinin bir nesneyi kullanması gerektiğinde, o büyük olasılıkla modelin kullandığı nesneyi seçmektedir.

e) Duygu yoğunlaştırıcı etki: Bu etki, modelin duygularının gözlemcinin duygularında yarattığı değişikliklerdir. Modelle, gözlemcinin yaşadığı duygu yoğunluğu ve niteliği aynı olmayabilir.

Okulda Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Yeri ve Önemi Öğretmen öğrenciler için uygun modelleri seçmeli, kendileri de kazandırmak istedikleri davranışlara model olmalıdır. Model alınacak davranışlar öğrenci durumuna uygun olmalıdır. Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Doğru davranışlar pekiştirilmeli, hoş olmayan davranışlar uyarılmalı Öğretmenlerin temel amacı öğrencilerin öz yeterlik algılarını geliştirmek olmalıdır.

Okulda Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Yeri ve Önemi Öğretmen öğrenciler için uygun modelleri seçmeli, kendileri de kazandırmak istedikleri davranışlara model olmalıdır. Model alınacak davranışlar öğrenci durumuna uygun olmalıdır. Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Doğru davranışlar pekiştirilmeli, hoş olmayan davranışlar uyarılmalı Öğretmenlerin temel amacı öğrencilerin öz yeterlik algılarını geliştirmek olmalıdır.

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI (Albert BANDURA)

Model alarak öğrenme, gözlem yoluyla öğrenme de denir. Gözlem yoluyla öğrenmeyi deneysel olarak açıklamaya çalışan ilk kişi Thorndike’tır. Bandura’nın kuramına en yakın kuram Tolman’ın kuramıdır. Ayrıca güdülenme konusunda da görüş birliği içindedirler. Gözlem yoluyla öğrenme ile taklit yoluyla öğrenme birbirinin yerine kullanılamaz. Gözlem taklidi içerebilir yada içermeyebilir. Bandura, insanların çevrelerindeki kişilerin davranışlarını gözlediklerini, bu gözlemlerden kendileri için uygun olan davranışları kendi yaşamlarında gösterdiklerini öne sürmüştür.

Gözlem yoluyla öğrenme süreçleri Dikkat : Model alınan davranışın öğrenilebilmesi için öncelikle model alınan davranışa dikkat edilmesi gerekir. Dolayısıyla modelin dikkat çekici olması yararlıdır.

Hatırlama: Öğrenen kişi, modelin davranışını tekrar edebilmek için, onun yaptıklarını hatırlayabilmelidir.

Uygulama: Gözlemlerin davranışlarda yeniden üretilmesini ifade eder. Bu aşamada kişi pratik uygulama yapar. Ör: kravat bağlayan birini gözlemleyen kişinin kravatı kendisinin bağlaması…..

Güdüleme yada pekiştirme: Bandura’ya göre birey bir davranışı doğrudan yaparak, ödül almak zorunda değildir. Doğru davranışın ödüllendirildiğini gören gözlemci, modelin davranışını tekrarlayabilir. Pekiştireç öğrenilen davranışın performansa dönüştürülmesinde harekete geçirici olarak rol oynar.

Öz yeterlik : Bireyin gelecekte karşılaşabileceği zor durumların üstesinden gelmede ne derece başarılı olabileceğine yönelik yargısıdır.

Pekiştirme üç şekilde gerçekleşir. Doğrudan pekiştirme: Dış çevre tarafından sağlanır. Bireyin davranış için doğrudan pekiştireç almasını kapsamaktadır. ÖR: öğretmenin, hasta arkadaşını ziyaret eden öğrencileri kalemle ödüllendirmesi …..

Dolaylı pekiştirme : Modelin uygun davranışlarının pekiştirilmesi, gözlemcinin aynı davranışı tekrarlama olasılığını arttırır. ÖR: öğretmenin, derse hazırlıklı gelen öğrencileri ödüllendirmesi, ilgisiz öğrencilerin de çalışmasına sebep olur

İçsel pekiştirme: Birey kendi hedefleri bakımından başarıya ulaştığını düşündüğünde bundan haz duyar. Birey açısından bu, amaçlarına ulaşma bakımından kendini güdülemedir. Davranışın sürekliliğinde önemli olanda, bireyin kendini pekiştirmesidir. 2) Gözlem Yoluyla Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler Gözlemci özellikleriGözlemcinin yeterlikleri ve gelişim düzeyi öğrenmeyi etkiler. Gözlemcinin bilişsel gelişim düzeyi ve öz yeterlik algısı dikkat üzerinde etkili olabilmektedir. Öğrenen kişi model davranışa dikkat etmez ve farkına varmazsa öğrenme gerçekleşmez. Modelin özellikleri Modelin statüsüdür. Çocuklar genellikle güçlü, yeterli ve prestiji yüksek olan modelleri taklit ederler. Modelin davranışları kadar görüntüsü de dikkat çekici olabilmektedir.

Davranış Gözlemci, amaca ulaştırıcı model davranışına daha fazla dikkat eder. Ödülle sonuçlanacak davranışlar gözlemciyi güdüler.Model davranış bireyin yeteneklerinin çok altında ise dikkat çekmeyebilir.

3) Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Davranışa etkisi a) Model alma yoluyla öğrenme etkisi: Bir modelin davranışını gözleme yoluyla yeni davranışlar öğrenebilir.b)Engelleyici – destekleyici etki: Gözlemcinin aynı davranışı yapan bir modelin cezalandırıldığını görerek, davranışlarını bastırmasıdır. Ör: parmak kaldırmadan söze giren öğrenciye öğretmen kızarsa, diğerleri tırsar ve parmak kaldırmadan konuşmaktan çekinirler.(engelleyici etkiye örnek).. Makyaj yapan bir öğrenci bunun için ikaz almazsa, diğer öğrencilerde gaza gelir ve makyaj yapmak için güdülenir. Bu durum destekleyici etki oluşturur. c)

Tepkiyi kolaylaştırıcı etki: Modelin davranışı, gözlemcinin daha önceden kazandığı bir davranışın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Ör: Bir konuşma sırasında bir kişi alkışlamaya başlarsa, büyük olasılıkla diğerleri de ona katılır.

d) Çevreye ilgiyi arttırıcı etki: Bu etki, gözlemcinin dikkatini modelin çevresindeki bir nesneye yöneltmesini sağlamaktadır. Gözlemcinin bir nesneyi kullanması gerektiğinde, o büyük olasılıkla modelin kullandığı nesneyi seçmektedir.

e) Duygu yoğunlaştırıcı etki: Bu etki, modelin duygularının gözlemcinin duygularında yarattığı değişikliklerdir. Modelle, gözlemcinin yaşadığı duygu yoğunluğu ve niteliği aynı olmayabilir.

Okulda Gözlem Yoluyla Öğrenmenin Yeri ve Önemi Öğretmen öğrenciler için uygun modelleri seçmeli, kendileri de kazandırmak istedikleri davranışlara model olmalıdır. Model alınacak davranışlar öğrenci durumuna uygun olmalıdır. Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Doğru davranışlar pekiştirilmeli, hoş olmayan davranışlar uyarılmalı Öğretmenlerin temel amacı öğrencilerin öz yeterlik algılarını geliştirmek olmalıdır.

İŞARET – GESTALT KURAMI (Edward Chace TOLMAN)

Tolman’ın kuramında özellikle amaç, dürtü ve güdülenme kavramları üzerinde durulmuştur.Tolman’a davranış amaca yönelikse organizma çevreyi araştırma ve amaca ulaşma çabasını sürdürür. Tolman’a göre güdülenme, algısal vurgulayıcı olarak önem taşır ve organizmanın çevrede dikkat edeceği olayları belirler. Tolman’a göre öğrenme, çevreyi keşfetme sürecidir. Kazandırılacak davranışın bir anlam bütünlüğü olmalıdır. Davranış çok küçük hareket parçalarına ayrıştırıldığında anlamını kaybeder. Organizma, yapacağı davranış sonucunda bir ödül beklentisine sahiptir.

HÜMANİSTİK PSİKOLOJİ GESTALT KURAMI: (WERTHEİMER)

Bütün, parçaların toplamından daha fazladır ve birey, bütünü parçalara ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Gestalt kuram Wertheimer tarafından başlatılmakla birlikte, ilkeleri Wertheimer, Köhler, Koffka tarafından geliştirilmiştir. Gestalt yaklaşım, bütüncü, büyük (molar), öznel, doğuştancı; Davranışçı yaklaşım ise atomcu, moleküler, nesnel, çevreci ve davranışçıdır. Bir objenin değişik koşullar altında aynı biçimde görülmesine, algılanmasına algısal değişmezlikdenir.Gestalt kuramcılarına göre birey, bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, anlamlı örgütlenmiş bütünler halinde algılar.

Algılama yasaları

1. şekil-zemin ilişkisi: Şekil zeminden daha dikkat çekici, daha çarpıcı özelliklere sahiptir.

2. yakınlık yasası: Bir alanda birbirine daha yakın olan nesneler birlikte algılanır.

3. benzerlik yasası: Birbirine benzer maddeler gruplanarak algılama eğilimindedir.

4. tamamlama yasası: Tamamı görülmeyen, daha bütün olmayan nesneler bütünmüş gibi algılanır. Kitap okurken kelimelerde eksik harf olsa bile, düzgün okuruz.

5. devamlılık yasası: Aynı yönde giden birimler ve çizgiler birbiriyle ilişkili algılanmaktadır.

5. basitlik yasası: Birey basit şekilleri, karmaşık şekillerden daha kolay algılar.

Pragnanz Yasası: Her psikolojik olay tam, bütün ve basit olma eğilimindedir. .

İHTİYAÇ KURAMI ( MASLOW)

Maslow’a göre bireyin güdülenmesinin temelinde gereksinimler vardır. Maslow insanların gereksinimlerini önem sırasına dizerek gereksinimler hiyerarşisi oluşturmuştur. İnsanlar önce temel gereksinimlerini, daha sonra üst düzey gereksinimlerini karşılamaya güdülenmişlerdir. Kendini gerçekleştirme:Bireyin kendi yeteneklerini sonuna kadar kullanarak istediği yere gelebilme ve hedeflerine ulaşabilme isteği ve çabasıdır.

TERÖPATİK ÖĞRENME KURAMI (ROGERS)

Terapi bir çeşit öğrenme kuramıdır ve gerçek; öğrencilerin algılarına dayanır. Rogers başlangıçta öğrenciyi tümüyle özgür bırakmak yerine derece derece, uyum sağlayabilme düzeyleri ile orantılı bir artış içinde özgürlük tanımlamasını önerir. Öğrenci hangi gelişim düzeyinde olursa olsun kabul edici ve empatik bir sınıf ortamı sağlandığında, yaşlarına uygun düzeyde kendilerini tanırlar ve başkalarının duygularına duyarlı olmayı öğrenirler.

YAPILANDIRMACI ÖĞRENME KURAMI

Öğrenci merkezlidir. Bilgi, öğrenmenin var olan değer yargıları ve yaşantıları tarafından üretildiği savunulur.Öğrenmenin, soru sorma, problem çözme, araştırma gibi öğrenci faaliyetleri ile gerçekleştirilebileceğini savunur. Yapılandırmacı kuramın temel özellikleri Öğrencileri, konuya ilgi uyandıran problemlere yöneltmek Öğrenmeyi genel kavramlarla yapılandırmak Öğrencinin bireysel görüşlerini ortaya çıkarmak ve ona değer vermek Öğretim programını öğrenci görüşlerine göre yönlendirmek Öğrenmelerin değerlendirilmesini, öğretim kapsamında ele almak AşamalarıDikkat Çekme: Öğrenme görevine odaklanmaları için soru sormak, ilginç bir olay anlatmak Keşfetmek: Öğrenci materyal ve öğrenme görevi ile doğrudan etkileşime girer.

Açıklamak: Öğrenciler soyut yaşantıları iletişimsel forma dönüştürür.

Bilgiyi Anlamlandırmak: Öğrenciler öğrendikleri kavramı genişletmekte, diğer ilgili kavramlarla ilişki kurmakta ve bilgisini gerçek yaşamda kullanmaktadır.

Değerlendirmek: Değerlendirme devam eden bir süreçtir, öğretim sürecinin her aşamasında yer alır. Öğretmen gözlemleri, öğrenci görüşmeleri, öğrenci dosyaları, proje ve probleme dayalı öğrenme ürünleri gibi….

NÖROFİZYOLOJİK KURAM (Donald Olding HEBB)

Hebb’e göre beynin kendine özgü uyarıcıyı alma, analiz etme, eskilerle karşılaştırma, anlamlandırma, gerekli bilgiyi yeniden örgütleme, gelecekte kullanılmak üzere bilgiyi saklama gibi işlevleri vardır. Ayrıca, genel yeteneğin kalıtımla belirlenmediği, yaşantı ürünü olduğudur. Hebb genel yeteneği belirlemede çocuklukta kazanılan yaşantıların, yetişkinlikte kazanılan yaşantılardan daha etkili olduğunu vurgulamaktadır. Çocukluktaki ilk öğrenmeler, çağrışımsal ilkelere göre gerçekleşir. Hücre kümelerinin oluşumu için bitişikliğe ve tekrarlara ihtiyaç vardır. Yetişkinlikteki öğrenmeler ise daha bilişseldir. Yani çocuklukta oluşturulan hücre kümelerinin yeniden organizasyonunu kapsayan iç görüye ve yaratıcılığa dayanan bir öğrenmedir.

KSB- kısa süreli bellek

USB- uzun süreli bellek

Bir Cevap Yazın

error: Site İçeriği Korunmaktadır.