KPSS ÖĞRETİM YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

ÖĞRETİM ve ÖĞRENMEYE YÖNELİK İLKELER

İletişim ve Öğrenme

İletişim, haber, bilgi ve duyguların çok yönlü ve engelsiz bir biçimde karşılıklı akışkanlığıdır.

Eğitim bir iletişim sürecidir.

İletişim sürecinin 4 ana unsuru

Verici (kaynak ): Karşısındaki kişiye mesaj yollayan kişi

Mesaj: Kaynağın karşısındakine bir şey iletebilmek için söyledikleri

Kanal: İletişim sürecinin içinde yer aldığı durum

Alıcı: Kaynağın gönderdiği mesajı alan kişi

İletişimde kullanılan çeşitli mesajlar 4 grup altında toplanır.

Bildirimler: Bilgi içerikli iletişimlerdir. Ör: madenler ısınınca genişler

Duygu ifadeleri: Kişinin kendisi için söylediği içtenlik ve sahtelik boyutuna göre değerlendirilebilecek ifadelerdir. Ör: bugün çok canım sıkılıyor.

Buyruklar: İki kişi arasındaki ilişkiyi kontrol etmeyi amaçlayan mesajlardır. Ör: rica, yakınma, yalvarış

Söz dışı davranışlar: Söz dışında bedenle ifadesini bulan iletişimdir.

ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİNİN PLANLANMASI ve UYGULANMASI

Ders öncesi hazırlık

Öğretime hazırlık

Öğretmen öğretime hazırlık yapabilmek için 3 ana faktörü göz önünde bulundurmalıdır.

Öğrenci – konu – koşullar (yer-zaman)

2) Ders planı hazırlama

Plan, öğretmenin bir ders sürecinde öğrencilere ne tür etkinliklerde bulunulacağını, onlara nasıl öğretileceğini gösterir bir rehberdir.

Plan esnek hazırlanmalıdır.

Öğrencilerin Çalışma Alışkanlık ve Tutumlarının Geliştirilmesi

Öğrencilerin kendi çalışma yaklaşımları

Derin Yaklaşım

Öğrenci anlamlı bir öğrenme motivasyonuna sahiptir. Bütün dikkatini anlamaya vermekte, bütün bilgileri yaratıcı ve aktif bir biçimde öğrenir. Öğrenci, kitabın yazarının amacına inmeye çalışır.

Yüzeysel Yaklaşım

Öğrenci fikirleri ezberlemeye önem verir, rutin bir öğrenme temposu izler. Bu yaklaşımda amaç geçiştirmedir. Kitabı aynen ezberlerler.

2) Ödevler ve ev ödevleri

Öğrenmeyi kolaylaştıran, işlenenlerin eksiğini tamamlayan, anlaşılmayan kısımları aydınlığa kavuşturan çalışmalara ödev denir. Ev ödevleri öğrencinin okulda öğrendiği bilgi ve becerileri pekiştirmesine, inceleme-araştırma becerisi kazanmasına, bağımsız çalışma ve iş başarma yetilerini geliştirmesine olanak sağlayan öğrenme biçimidir.

3) Çalışma ortamı

Öğrencinin okul dışında okula ilişkin etkinliklerini sürdürdüğü fiziki ve psikolojik ortamdır. Öğrencinin zihnini kurcalayan bir probleminin olması, ev ve yurt ortamının düzenli olmaması, rahat bir çalışma ortamının olmaması, verimli çalışmayı engeller.

4) Okuldaki çalışmalar

Öğrencinin okulda ders çalışma alışkanlığı kazanması, dersi günü gününe öğrenme imkanı verir. Gelişmiş bir okul ortamı, öğrenciyi okulda da ders çalışmaya zorlar.

5) Öğretmen-öğrenci ilişkisi

Öğrencinin öğretmeniyle ilişkisi tüm kişiliğini etkiler. Öğretmenin olumlu tutumu öğrencinin onu benimsemesine, dolayısıyla okul çalışmasından zevk almasına neden olur.

ÖĞRETİM İLKELERİ

Öğrenciye görelik ilkesi

Yakından uzağa ilkesi

Bilinenden bilinmeyene ilkesi

Nesnellik-açıklık ilkesi

Somuttan-soyuta ilkesi

Ekonomiklik ilkesi

Hayatilik (yaşama yakınlık) ilkesi

Aktüalite (güncellik ) ilkesi

ÖĞRETİM STRATEJİLERİ

1)Sunuş yoluyla öğretme stratejisi (ausubel)

Bilginin aktarılması, kavram, ilke ve genellemelerin açıklanmasında kullanılır.

Öğrencilerin etkin katılımını sağlamak için öğretmenle öğrenciler arasında yoğun bir etkileşim olmalıdır.

Sunulan bilgiler bol örneklerle desteklenmelidir.

Tümdengelim yöntemi kullanılmalıdır.

Anlamlı öğrenmenin olabilmesi için ders sunumunda aşamalılık ilkesi uygulanmalıdır.

2) Buluş yoluyla öğretme stratejisi (Bruner)

Öğrenci etkinliğine dayalı güdüleyici bir öğretme yaklaşımıdır.

İlk iş amacın belirtilmesidir buda öğrencinin geçmiş bilgilerinden faydalanılmasını sağlar.

Öğrencinin zihinsel gelişim özelliklerine uygun örneklerin önceden belirlenmesi, örnekler üzerinde yorum yapmasını sağlar.

Motivasyon ve ilginin artması için sorulacak sorular, kolaydan zora doğru dizilmeli ve öğrenci kapasitesine uygun olmalıdır.

Öğrencilerin hipotez kurma, tahminde bulunma, yargıya varma gibi üst düzey düşünme becerileri gelişir.

3) Araştırma yoluyla öğretme stratejisi

Tamamen, öğrencilerin araştırma ve inceleme yapmalarına ağırlık veren bir öğretim yaklaşımıdır.

Öğretmen bu stratejiyi kullanırken yol gösterici, yönlendirici, rehber konumundadır.

Araştırma yaklaşımı ile problem çözme, eleştirel düşünme becerileri kazandırılır.

ÖĞRETME ve ÖĞRENME YAKLAŞIMLARI

Tam Öğrenme (Benjamin BLOOM)

Öğrenme işine duyarlı yaklaşılır ve öğrencilere uygun öğrenme ortamları oluşturulursa, öğretilmek istenenleri bütün öğrenciler öğrenebilir.

Öğrencilerin başarılı olması, onların yetenek düzeylerinden çok, öğretim niteliğine ve onlara ihtiyacı kadar zaman tanımaya dayalıdır.

3 değişkeni vardır. Öğrenci Nitelikleri – Öğretim – Öğrenme Ürünleri

Öğrenci Nitelikleri

Bilişsel giriş davranışları

Dil yeteneğini özellikle de okuduğunu anlama ve yazma gücünü, aritmetik, matematik yeteneğini yani aritmetik işlemleri yapma ve mantıksal düşünme gücünü kapsar.

II) Duyuşsal giriş özellikleri

Öğrencinin öğrenilecek birime ilgisi, tutumu ve akademik özgüveninin bir bileşkesidir.

Akademik Özgüven : Öğrencinin öğrenme özgeçmişine dayalı olarak herhangi bir öğrenme birimini öğrenip öğrenemeyeceğine ilişkin kendini algılayış tarzıdır.

Öğretim hizmetinin Niteliği

İpuçları: Öğretme öğrenme sürecinde öğrenciye neyi öğreneceğini, bunları niçin ve nasıl öğreneceğini gösteren mesajların tümüdür.

Katılma: Öğrencinin istenen davranışı kazanması için kendine sağlanan ipuçlarıyla belli bir düzeyde açık yada örtük olarak etkileşmesi ve bu çabayı davranışı kazanıncaya kadar devam ettirmesidir.

Pekiştirme: Davranışın tekrar edilme sıklığını arttırma işlemidir. Olumlu pekiştireçlerin öğrenciye verilmesi, olumsuz pekiştireçlerin de ortamdan çekilmesi davranışın yapılma olasılığını arttırır.

Dönüt: Öğrenciye öğrenmelerin doğruluğu yada yanlışlığı hakkında verilen mesajların bütünüdür.

Öğrenme Ürünü

Öğrenme ürünü; öğrencilerin başarısı, öğrenme hızı ve duyuşsal özelliklerdir.

Öğrenciler için nitelikli bir öğretim hizmeti sunulursa, öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklar azalır ve öğrenci başarısı artar.

2) PROBLEME DAYALI ÖĞRENME

Gerçek hayattan alınan karmaşık problemlerin çözümü için öğrencinin etkin katılımını gerektiren yaşantıya dayalı öğrenmedir.

Öğrenciyi merkeze alır.

İlkeleri

Öğrenme etkinliğinin amacı öğrenci için açık olmalıdır.

Öğrenciyi kendi problemini belirlemeye yönlendirmek

Özgün görevler tasarlamak

Gerçek yaşamın karmaşıklığını yansıtan öğrenme ortamı ve görevler tasarlamak

Öğrencinin çözümler önermesi için ortam hazırlamak

Öğrencinin düşünmesine yardımcı olarak ortam hazırlamak

Öğrenilen içeriği ve süreci yansıtmaya olanak tanımak.

Yararları:

Öğrenci motivasyonunu arttırır. Öğrenci öğrenmek için isteklidir.

Öğrencilerin öğrenmelerini gerçek yaşamda kullanmalarını sağlar.

Öğrencilerin daha üst düzeyde düşünmelerini sağlar. Karmaşık yapılı problemler öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünmelerine yardımcı olur.

Öğrencileri nasıl öğreneceğini öğrenmeye teşvik eder.

Öğrenciler arasındaki birlikteliği arttırır.

Sınırlılıkları:

Daha fazla zaman alır. İçeriğin sınırlandırılması ve kavramlar etrafında yapılandırılması gerekir.

Öğretmenin süreci iyi yönetmesi, yardıma ihtiyacı olan öğrencileri ve grupları belirlemesi ve gerektiğinde yardım etmesi gerekir.

3)ETKİN ÖĞRENME

Tartışma, araştırma, problem çözme etkinliklerine ağırlık verir.

Öğrenciler kendi öğrenme hedeflerini saptamakta, öğrenme etkinliklerini planlamakta, uygun öğretme stratejisini seçmekte ve öğrenme sürecini değerlendirmektedir.

Etkin öğrenmenin kullanıldığı sınıfın özellikleri

Güven

Kendine güvenen öğrencilerin kendilerine ve başkalarına saygı duydukları görülmektedir.

İnsan olarak değerlerinin başarılara bağlı olduğunu düşünmezler.

b) Enerji

Katılımcıdırlar. Sınıf sürekli çalışmaktadır. Zamanını boşa geçiren kimseye rastlanmaz.

Özdenetim

Öğrenci kendi öğrenmesinden sorumludur. Kendini yönetir ve güdüler.

Öğrenci kendi hızını kontrol etmekte ve çalışmalarını yönetmektedir.

Gruba ait olma

Öğrenciler idari personelle ve diğer yöneticilerle olumlu ilişkiler kurmuştur. Saygı görürler ve saygı duyarlar.

Farkında olma

Öğrenciler düşünceli ve uyanıktır, sınıfta neler olduğunu bilirler. Dikkatli, meraklı, yaratıcı ve gayretli öğrenciler göze çarpar. Diğerlerine karşı duyarlıdırlar.

Ayrıca, etkin öğrenme sınıflarında şu özellikler dikkati çeker.

Dinlemekten çok derse katılırlar.

Öğrenci becerilerini geliştirme daha önemlidir.

Öğrenciler daha üst düşünme düzeylerine çıkarlar.

Öğrenciler okuma, yazma, tartışma gibi etkinliklere teşvik edilir.

Öğrencinin tutum ve değerleri dikkate alınır.

4)ÇOKLU ZEKA KURAMI(GARDNER)

Çoklu zekanın iki temel dayanağı vardır.

Bütün insanlar zekaların tümüne sahiptir.

Herkes birbirinden farklıdır. Çünkü herkesin farklı bir kişiliği, mizacı ve zeka profili vardır.

Sözel – Dilsel Zeka

Sözcükleri hem sözlü hem yazılı olarak etkili bir biçimde kullanma becerisidir.

Özellikleri

Dinleme, okuma, yazma ve tartışma yolu ile öğrenir.

Okunanı kolaylıkla anlar, yorumlar ve hatırlar.

Hikaye anlatma, şiir okuma, yazma konularında isteklidir.

İkna edici konuşmalar yapar.

Dil bilgisi kurallarını doğru olarak kullanıp, çarpıcı bir anlatım dili kullanır.

Yaşına göre zengin bir kelime haznesi vardır.

Mantıksal – Matematiksel Zeka

Bu tür zekaya sahip olan kişiler mantık kurallarını, sayıları, neden-sonuç ilişkilerini çok iyi kullanan kişilerdir.

Bu zeka türünde gelişmiş insanlar, nesneleri tanımlamada, analiz etmede ve matematik gibi konularda başarılıdırlar.

Özellikleri:

Zaman, nicelik, neden-sonuç kavramlarına duyarlıdır.

Matematiksel problemleri kolayca çözebilir.

Grafik ve istatistik ifadelerini kolaylıkla yorumlayabilir.

Matematik dersini, bulmaca çözmeyi, dama ve satranç oynamayı sever.

Teknolojiyi iyi kullanır.

Görsel – Uzamsal Zeka

Üç boyutlu bir nesnenin görüntüsünü, o nesneyi görmeden zihninde canlandırma ve ayrıntıları görebilme yeteneğidir.

Yapılara, şekillere, uzaya, renklere ve çizgilere duyarlıdır.

Özellikleri:

Görerek ve gözlemleyerek öğrenir.

Yüzleri, renk, şekil ve detayları rahatlıkla hatırlayabilir.

Yönünü yardım almadan bulabilir.

Hayal gücü kuvvetlidir. Resimlerle ilgilenmek, objeleri şekillendirmekten zevk alır.

Yaşına göre ilginç yapılar ve modeller oluşturur.

Bedensel – Kinestetik Zeka

İnsanın düşüncelerini, duygularını ifade ederken ve problemleri çözerken bedenini kullanma yeteneğidir.

Özellikleri:

Çevreyi hareket ederek ve dokunarak keşfeder.

Ne söylendiğinden çok ne yapıldığını hatırlar.

Drama ve oyunlarda rol almak hoşuna gider.

Taklit yeteneği güçlüdür.

Bir yerde uzun süre kaldığında kımıldanmaya ve hareket etmeye başlar.

Motor becerileri gerektiren etkinliklerde başarılıdır.

Müziksel – Ritmik Zeka

Duygularını ifade etmede müziği ve ritmi bir araç olarak kullanma yeteneğidir.

Özellikleri:

İnsan sesi, doğa sesi ve müziğe tepki gösterir.

Öğrenme ortamındaki seslere karşı duyarlıdır ve müzikle çalışmaktan zevk alır.

Bir melodiye bedeniyle eşlik eder.

Müzik aletlerini çalmada başarılıdır.

Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar.

Güzel şarkı söyleyebilme sesine ve yeteneğine sahiptir.

Sosyal – Bireyler arası Zeka

Diğer bireylerin ruh hallerini, duygularını, düşüncelerini anlama ve onlarla iyi iletişim kurma ve etkileşimde bulunma yeteneğidir.

Özellikleri:

Diğer insanlarla sürekli iletişim içindedir.

Başkalarının duygu ve düşüncelerini dikkate alır.

Grup çalışmalarında liderdir.

İkna yeteneği güçlüdür.

Başkalarıyla çalışmayı ve oynamayı sever.

En az bir yada birden fazla yakın arkadaşı vardır.

Özedönük – İçsel Zeka

Bireyin kendisinin, güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirme, hedeflerini belirleme ve davranışlarını yorumlama yeteneğidir.

Özellikleri:

Bağımsız çalışmayı sever.

Amaçlarının farkındadır.

Hayattaki başarı ve başarısızlıklardan ders alır.

Yalnız çalışmayı yada oynamayı tercih eder.

Hakkında çok konuşmadığı bir yada daha fazla hobisi vardır.

Doğa Zekası

Doğal kaynaklara, doğa ve çevreye ilgi duyan, çevresinde gördüklerini tanıyan bireylerdir.

özellikleri

Doğada inceleme yapmayı sever.

Bitkilerden türlerine göre koleksiyon yapar.

Kapalı mekanlar dışında, açık havada çalışma olanaklarını arar.

Hayvan beslemeye ve bitki yetiştirmeye eğilimlidir.

SD hikaye dergi okuma, öykü yaratma, mektup yazma, not alma

MM neden sonuç ilişkisi, analiz etme, deney yapma, kavram haritası yapma

GU harita, grafik, şekil kullanma, resimlerle hikaye oluşturma, boyama

MR şarkı söyleme, fon müziği kullanma, müzik aleti kullanma

BK drama, rol yapma, ürün tasarlama, yarışmalar

SB grup çalışması, tartışma, birisine bir şey öğretme

Öİ günlük tutma, kendi kendini değerlendirme, bireysel projeler

D okul dışı geziler, bitki ve hayvanları inceleme, müzeye gitme

5)İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRENME(JOHN DEWEY)

Öğrencilerin bir problemi çözmek yada bir görevi yerine getirmek için küçük gruplarla çalıştıkları, işbirliğine dayalı çabaları sonucu ödül aldıkları bir öğrenme yaklaşımıdır.

İşbirliğine dayalı öğrenme; sorumluluklarını yerine getirme, farklı fikirlere hoşgörülü olma ve kendine güvenme gibi amaçların gerçekleşmesine katkıda bulunur.

Özellikleri

Öğrenciler öğrenme materyalini birlikte çalışırlar, yüzyüze etkileşim vardır.

Gruplar heterojen biçimde oluşturulur.

Bireysel sorumluluk esastır. Her bireyin grup içindeki performansı değerlendirilir. Öğrencilerin bireysel başarısı grup başarısını arttırır.

Öğrenciler birbirinin öğrenmesinden sorumludur. Dönüt, pekiştirme, destek öğretmenden değil, öğrencilerden gelir.

Ödüller gruba yöneliktir.

ÖĞRETME YÖNTEMLERİ

Anlatma Yöntemi:

Bu yöntem, derse giriş yaparken, konuyu özetlerken yada bir konuyla ilgili bilgi aktarırken kullanılır.

Daha çok sunuş yoluyla öğretme stratejisinin kullanımında ve bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

Özellikleri:

Öğretmen merkezlidir.

Aynı anda birçok kişiye bilgi aktarılır.

Dinleyenler konuyla ilgili organize bir görüş kazanır.

Öğrencilere kısa zamanda çok bilgi verilir.

Öğrencilere dinleme alışkanlığı kazandırır.

2)TARTIŞMA YÖNTEMİ

Bir konu üzerinde öğrencileri düşünmeye yöneltmek, iyi anlaşılmayan noktaları açıklamak ve verilen bilgileri pekiştirmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

Daha çok buluş yoluyla öğretim stratejisinin kullanımında ve kavrama düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

Özellikleri:

Öğretmen-öğrenci etkileşimi söz konusudur.

Öğrencilere geçmiş yaşantılarından örnekler vermesi için imkan sağlar.

Öğrencilerin bir konu üzerinde kendi düşüncelerini söylemesi ve yorum yapmasını sağlar.

Analiz, sentez, değerlendirme gücü kazandırır.

Tartışma türleri

Panel: Küçük bir uzmanlar grubunun, bir konu üzerinde duygu ve düşüncelerini sunmak amacıyla yaptıkları tartışma.

Sempozyum: Küçük bir konuşmacı grubun, belirli bir konunun değişik yönlerini tartıştıkları öğretme tekniği.

Forum: Değişik görüşlere sahip kişilerin herhangi bir konudaki sorunları tartıştıkları öğretme tekniğidir.

Kollegyum: İki panelden oluşan bir grup tartışması tekniğidir. Birinci panelde uzman kişiler, konuya ilgi duyan öğrenciler vardır. İkinci paneldekiler soru hazırlarlar.

3)ÖRNEK OLAY YÖNTEMİ

Gerçek hayatta karşılaşılan problemlerin sınıf ortamında çözülmesi yoluyla öğrenmenin sağlanmasıdır.

Daha çok buluş yoluyla öğretme yaklaşımında ve kavrama düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

Özellikleri:

Öğrenci merkezlidir.

Öğrenciler, bildiklerini ve kavradıklarını gerçek bir duruma uygulama şansına sahip olurlar.

Bir problemi çözmeyi, analiz edip sonuca ulaşmayı öğrenirler.

4)GÖSTERİP-YAPTIRMA YÖNTEMİ

Bir işlemin uygulanmasını, bir araç gerecin çalıştırılmasını önce gösterip açıklama; sonrada öğrenciye alıştırma ve uygulama yaptırarak öğretme yoludur.

Bu yöntem daha çok uygulama düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

Özellikleri:

Gösteri öğretmen merkezli, yapma işlemi de öğrenci merkezlidir.

Bu yöntem daha çok öğrencilerin psiko-motor becerileri kazanmalarında etkilidir.

Öğrenciler becerileri yaparak yaşayarak öğrenirler.

5)PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ

İstenilen hedefe varabilmek için etkili ve yararlı olan araç ve davranışları türlü olanaklar açısından seçme ve kullanmadır.

Bu yöntem daha çok araştırma yoluyla öğretme yaklaşımında, bilişsel alanın uygulama düzeyindeki davranışların kazandırılmasında ve bu alanın analiz ve sentez özelliklerini geliştirme de kullanılır.

Özellikleri:

Öğrenci merkezlidir.

Öğrencide ilgi ve güdülenmeyi arttırır.

Daha kalıcı izli öğrenmeler oluşturur.

Bilimsel yöntemi kullanmayı öğretir ve bilimsel tutum kazandırır.

6)BİREYSEL ÇALIŞMA YÖNTEMİ

Bir öğrencinin bir konuyu yaparak yaşayarak öğrenme yoludur.

Araştırma ve tam öğrenme yoluyla öğretme yaklaşımlarında, ayrıca analiz ve sentez düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.

Özellikleri:

Öğrenci merkezlidir.

Öğrenci yaparak yaşayarak öğrenir.

Her öğrenci öğrenme durumunu kendine göre ayarlar.

Öğrenme, öğrencinin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarına uygun olarak yapılır.

ÖĞRETİM TEKNİKLERİ (BEYİN FIRTINASI)

Grupla Öğretim Teknikleri

A)Beyin Fırtınası:

Belli problemleri çözmede herkesin buluş yapma gücünden faydalanılmak için uygulanan bir tekniktir. Meselâ, kurban etlerinin nasıl daha yararlı hale getirileceği noktasında herkes fikrini söyler ve bunun uygulanabilir olup olmadığı tartışılır. Burada “fırtına gibi” yeni görüşler sunulduğu için bu adı almıştır ve problem çözme metodunu destekleyen tekniklerden biridir. Gerek tekliflerin gerekse onları değerlendiren konuşmaların rasyonel temellerde ve bilimsel bilgilerle yapılması sağlanmalıdır. Beyin fırtınası tekniği içinde de bazı teknikler vardır.

Özellikleri:

Toplantının amacı yada sorunun ne olduğu belirtilmeli

Zaman sınırı belirlenmeli

Tartışma süresi bitince söylenenler analiz edilmeli, değerlendirilmeli ve yeniden örgütlemesi yapılmalı

Beyin fırtınasında yararlanılan çözüm yolları:

Benzerinden yararlanma

Fikir bağlantıları kurma

Zarardan yarar çıkarma

B)GÖSTERİ(DEMONSTRASYON)

Laboratuvarda öğretmen veya yardımcıları tarafından bir deneyin veya başka işin örnek olarak yapılması ve öğrencilerin bunu seyretmelerine denir. Burada birtakım filmler, resimler, slaytlar, harita ve modeller v.s. de kullanılabilir.

Gösteri tekniğinde aktif olan öğretmendir. Öğrenciler dinleyici ve seyirci durumdadırlar. Bu tekniğin anlatımdan farkı, burada birçok âlet kullanılarak bir deney veya iş yapılmaktadır. Anlatımdan ziyade yapılanlar önemlidir. Öğrencileri dikkat ve ilgileri başarılı bir şekilde çekilebilir.

Bu teknik sadece fen derslerinin laboratuvar metodu ile işlenmesi sırasında değil, gösterip yaptırma, model olma veya gösterme, rol oynama, drama gibi şekilleri ile sosyal bilimlerde ve diğer derslerde (müzik, spor, resim v.s.) de başarı ile kullanılabilir. Bu konuda o derslerin özel öğretim metodları kısmına bakılabilir.

C)SORU-CEVAP

Soru sormak her türlü öğrenmenin başıdır. Kafasında herhangi bir konu hakkında soru oluşturan kişi, artık meselenin farkına varmış, onun çözüm yolunu aramaya başlamış demektir. Ona, rasyonel ve bilimsel yolla soruya cevap arama yolu öğretilirse, o problemi güzel bir metodla çözebilecek demektir.
Soru, her zaman öğretimdeki temel iletişim araçlarından biri olmuştur. Soru-cevap metodu, başka metodların içinde ara sıra kullanılan soru-cevap tekniğinden ayrı; dersi baştan sona soru-cevap tarzında işleme demektir.

Bu metodun tarihte esas kullanıcısı, Antik Yunan filosofu Sokrates’tir. Onun idealist felsefesine göre, tüm bilgiler insanın kafasında vardır, ama berrak ve uyanık halde değil, üstü örtülü ve uyur haldedir. Eğitimin görevi, her insanın kafasında var olan bu bilgilerin üstünü açmak ve uyandırmaktır. Yoksa, insana daha önce kafasında olmayan bir şey öğretilemez. Öğretme, sadece soru sorarak yapılmalıdır. Burada öğrencinin bağımsız düşüncesi pek söz konusu olmamaktadır. Verilen cevaplara göre yeniden sorular sorarak, insana, hiç bilmediğini farzettiği bilgiler “öğretilir”. Sokrates de, hiç bir şey bilmeyen bir köleye, sadece sorular sorarak karmaşık bir geometri problemini çözdürmüştür.

Soru-cevap yöntemi ile doğrudan öğretim yapıldığı gibi, bu metodu kullanarak yazılan eserler de vardır. Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilik” adlı eseri Sokratvari soru-cevap yöntemi kullanılarak ve dört kişinin soru-cevap tarzında konuşturulması şeklinde yazılmıştır.

Sormak erkektir, cevap vermek de dişidir. Beynin fikir üretebilmesi için soru sorarak onu tohumlamak gerekir. Soruyu oluşturmak, bilgiye yarı yarıya ulaşmak demektir. Bilmeyen soru soramaz. Hattâ bazen kişinin bir konuyu bilip bilmediği veya ne kadar bildiği, ona sadece soru sordurularak da anlaşılabilir. Berthold Otto’ya göre, soru soran öğrenci, zihin ve ruhunu bilgi almak için açmıştır. Öğretmen bu anı çok iyi değerlendirmelidir. Yoksa o zaman veremediği bilgiyi, çocuğun arzu etmediği bir zamanda zorla vermek durumunda kalabilir.

Ortaçağlarda soru-cevap, sadece dinî bilgilerin doğru öğrenilip öğrenilmediğini kontrol amacıyla kullanılıyordu. Bunun için çeşitli alanlarda sınava hazırlayan soru-cevap tarzında hazırlanmış kitaplar da çıkmıştı. Tıpkı şimdiki “Kolejlere Hazırlık”, “Üniversiteye Hazırlık” kitapları ve özel dershanelerdeki yetiştirme tarzı gibi.

Günümüzde soru-cevap yöntemini Sokratvari şekilde uygulayan bir sistem yoktur. Bu şekilde bir uygulama çok iyi alan bilgisini, sağlam bir mantık yapısını ve diyalektik yöntemi çok iyi bilmeyi gerektirir.

Sorunun birçok çeşitleri vardır. Bunları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

En doğruyu seçme soruları

Tamamlama soruları
Hatırlama soruları
Sentez yaptırma soruları
Analizci sorular
Sentezci sorular (karşılaştırma, karar verme, sebep-sonuç gösterme v.s.)

Soru-cevap yönteminin şimdiki uygulaması genellikle tartışma ve yoklama (sınav) şeklinde olmaktadır. Burada diyalogdan ziyade, çok kişi arasında belli bir konuda sistemli bir fikir alışverişi söz konusudur. Tartışmayı, bilgili ve gruba hakim olacak şekilde yetkili bir kişinin yönetmesi gerekir. Bu metod ayrı bir başlık altında incelenecektir.

Soru-cevap yönteminin faydaları:

Öğrencinin başkalarını dinlemesini; bunlara karşı kendi fikirlerini üretme ve bunu nazik, mantıklı, etkili bir tarzda söylemesini sağlar. Kişinin ifade etme gücünü geliştirir; öğrenci düşüncelerini belli bir tertip ve düzene göre hür olarak ifade etmeyi öğrenir.

Öğrencinin derse aktif olarak katılmasını sağlar. Bütün eğitim tarihi boyunca sorunun zihni uyarıcı, tohumlayıcı, mayalayıcı, doğurtucu gücünden yararlanılmıştır. Sorular hem öğrencileri düşünmeye sevketmiş hem de öğretimi disipline etmiştir.

Öğrenciyi güdüler, sosyalleştirir; ona öğrendiklerini uygulama ve yorumlama imkânı verir.

Sınıf içinde hem öğretmenle hem tartışma arkadaşlarıyla sağlıklı iletişim kurmayı sağlar. Soru, herkesin zihnindeki değişik cevapların, fikir ve görüşlerin ortaya çıkmasını, bunların demokratik bir biçimde ifade edilmesini; buradan da kişilerin tahammül, hoşgörü ve çoksesliliğe alışmalarını sağlar. Öğrenci, “başkalarının mantığı” ile de düşünmeye alışır. Zaten demokratik bir ortam da, çevredekilerin fikirlerini alarak, onları doğru yorumlayarak karşılıklı işbirliği içinde olur.

Kişinin kendi kendini değerlendirmesini sağlar.

Öğrencinin hatırlama, yargılama, değerlendirme, karar verme ve yaratıcı düşünmesini sağlar.

Öğrenci, kendisine de her an soru sorulabileceği veya söz düşeceği ihtimali ile dersi veya tartışmayı dikkatle izleme disiplinine alışır. Öğrencinin derse ilgisini arttırır.

Öğretmene, sınıf içindeki kişilerin bilgilerini, bir konuyu kavrama, analiz, sentez, değerlendirme ve uygulama güçlerini ölçme imkânı verir. Öğretmen, öğretmeye çalıştıklarının doğru anlaşılıp anlaşılmadığını veya ne kadar öğrenildiğini ancak soru-cevap yöntemi ile öğrenebilir. Bu şekilde dersin öğrenci seviyesine uygun hale getirilmesinde de bu metoddan faydalanılır.

Anlatılan konuların tekrar ve pekiştirmelerle daha iyi öğrenilmesi sağlanmış olur. Konunun ana çizgilerinin belirtilmesinde ve önemli yerlerinin vurgulanmasında önemli rol oynar. Ezberlemeyi de bir parça engellemeye çalışır.

Soru-cevap yöntemi, her dersin öğretiminde kullanılabilir. Ayrıca, diğer metodlarla yapılan her öğretim metodunun mükemmel bir tamamlayıcısı olabilir.

Soru-cevap yönteminin sınırlılıkları:

Soru, bir konuyu bilen ve anlamış kişiler için bile, sıkıcı bir şeydir. Dolayısıyla, hele sınav soruları tarzında yapılan bir ders, öğrencilerin çoğunluğu için sıkıcı olur. Eğer öğrenci “bilmiyorum”a alışırsa, sınıfın geneli cevap vermezse veya cevaplamaya (tartışmaya) katılım azalırsa, dersin kalitesi düşer. Sınıftaki öğretim atmosferi bozulur.

Sorulara cevap veremeyen öğrencinin kendine güveni azalır. Zamanla öğrenci bildiği konularda bile konuşmamaya başlar. Dolayısıyla sınıfta derse aktif katılanların sayısı düşer; ders de öğretmenin bazı öğrencilerle oynadığı bir tiyatro, sınıfın geneli de seyirci haline gelir.

Yukarıdakine bağlı olarak, eğer sınıftan sürekli yanlış cevaplar gelir veya hiç cevap gelmezse, öğretmenin de kendine güveni azalır.

Sorular iyi ifade edilemez ise, anlaşılmaz, kasıtlı ve yönlendirici olursa öğrencinin serbest düşünmesi engellenmiş olur.

Soru-cevap yönteminin en büyük sakıncalarından biri de, konunun çok fazla dağıtılması, dersin “kaynatılması” ve dolayısıyla programın yetiştirilememesidir.

Soru-cevap yönteminin iyi kullanımı için neler yapılmalıdır?

Soru, dilbilgisi kurallarına uygun olarak sorulmalıdır. “Niçin”, “neden”, “nasıl”, “kim”, “ne zaman” gibi soru ekleri ile başlamalı veya soru ekleri ile bitmelidir. “Evet-hayır” sorularından kaçınmalıdır. Öğretmen soru hazırlama ve sınıfta öğrencilerin önünde soru sorma tekniklerini iyi bilmelidir.

Soru; kısa, açık, anlam bakımından doğru ve uyarıcı olmalıdır. Her sorun veya fikir için ayrı ayrı soru sorulmalı, birkaç konuyu kapsayan genel sorulardan kaçınmalıdır. Belirsiz ve karışık cevaplar düşündüren bir soru, sınıfta problem çıkartabilir.

Sorular dağınık olmamalı; dersin hedefine uygun, tutarlı, konu ile uyumlu olmalıdır. “Merak soruları”ndan kaçınmalıdır.

Soru; akla, mantığa, gerçeğe ve bilimsel esaslara uygun olmalıdır.

Soru; emir veya telkin mahiyetinde olmamalıdır.

Soru, gerektiğinde öğrencilerin dikkatini dersin önemli yerlerine çekmek, dersi dinleyenlerin derse yönelmelerini sağlamak, dikkatsiz öğrencileri uyarmak ve disiplin sağlamak amacıyla da kullanılabilir.

Öğretmen soru sorarken esnek olmalı, öğrencileri rahatlatmalı; soru veya cevap anlaşılmadığı zaman, aynı söyleyiş kalıbıyla değil yeni ifadelerle, soru veya cevap açılmaya çalışılmalıdır.

Sorunun cevabı içinde olmamalı; yani soru cevabı belli etmemeli, telkin etmemeli; öğrencileri düşünmeye, bilgi ve tecrübelerini yoklamaya sevketmelidir.

Soru; sorunun içeriği, kolaylığı ve zorluğu bakımından, öğrencilerin zihinsel ve ruhsal gelişim seviyelerine uygun olmalıdır. Öğrencinin seviyesinin altında veya üstünde sorular sormamaya özen göstermelidir.

Soru-cevap yöntemi dersi mekanikleştirmemeli, öğrencileri ezbere sürüklememelidir. Öte yandan soru-cevap yöntemi zaman israfına yol açmamalı; dersi “kaynatacak”, öğrencileri kutuplaştıracak uygulamalardan kaçınmalıdır.

Soru, bir öğrenciye veya belli bir öğrenci grubuna değil, sınıfın bütününe yöneltilmeli ve sınıfın tamamından cevap beklenmelidir. Cevap verme safhasına mümkün olduğu kadar çok öğrencinin katılması sağlanmalı, sınıftaki öğrencilerden mümkün olduğu kadar çok sayıda cevap almak hedeflenmelidir.

Cevaplar aceleye getirilmemeli, “kerrat cetveli sorgulaması” yapılmamalı; öğrencilerin düşünüp cevap hazırlaması için yeterli bir zaman (wait time) bırakılmalıdır. Öğrenciler cevaba zorlanmamalı, sıkıştırılmamalı, “manevî işkence” yapılmamalıdır. Aynı zamanda “evet” veya “hayır” gibi kısa cevaplar isteyen savcı sorgulamasından da kaçınmalıdır.

Soru veya cevaplar çok tekrarlanmamalıdır. Bu, öğrencilerin ilgisini dağıtır.

Öğrenciler de soru sormaya isteklendirilmelidir. Soru formüle etmenin, dersin anlaşılmasını kolaylaştırdığı, derse olan ilgiyi arttırdığı unutulmamalıdır.

Soru kadar, verilecek cevabın da açık ve net olması sağlanmalıdır. Tahminî cevaplar çıkaracak soru sormamalıdır.

Sorulara verilecek cevaplarda, öğrencinin kişisel fikir ve tutumlarının sergilenmemesi, belli bir dinî veya ideolojik sistemin propaganda edilmemesi sağlanmalıdır.

Cevabın tek öğrenci tarafından verilmesi sağlanmalı, koro halinde veya “her kafadan bir ses çıkarak” cevaplândırmalara imkân verilmemelidir.

Eğer isim söylenerek öğrenciden cevap istenecekse, öğrenci numarasına göre baştan veya sondan başlayıp sırayla gitme yerine, rasgele seçim yapılmalıdır.

Bu metod kullanılırken öğrencileri sınıf huzurunda utandırıcı, mahcup edici, onur kırıcı durumlara düşürmekten kaçınmalı; bilakis “iyi”, “güzel” gibi sözler veya notlarla öğrenci ödüllendirilmeli; bu şekilde daha sonraki soru veya cevaplara katılmaları teşvik edilmelidir.

D)DRAMA


Sosyal hayat içinde ortaya çıkabilecek çeşitli durumları, öğrencilerin oyuncu olarak katıldıkları çeşitli sahneler içinde ortaya koymak ve dersi bunun üzerine bina etmek demektir.

İnsan hayatında hayalgücünün en hür ve yaşama hakim olduğu dönemler, çocukluk dönemleridir. İnsanlar, hayatlarındaki en iyi tiyatro oyunculuğunu çocukluk dönemlerinde yaparlar. Her çocuk mükemmel bir tiyatro oyuncusudur. Örneğini bir kere gördükten sonra oynayamayacağı rol yoktur. İnsan büyüdükçe rol oynama alanlarını daraltmaya başlar. Dolayısıyla eğitim-öğretim sırasında da çocukların bu özelliğinden faydalanmak gerekir.

Drama metodu, çocuk hayatında çok önemli bir yer tutan oyun yeteneğinin kontrollü bir şekilde eğitim hayatına aktarılması demektir. Bu metodu iyi kullanmak için öğrencilerin bilgisi kadar yaratıcılıkları da çok önemlidir.

Yararları:

Öğrenciler rol oynama içinde kendi duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etme imkânı bulabilirler.

Başkaları ile daha rahat ilişki kurma becerileri geliştirirler.

Öğrencilerin dinleme ve konuşma becerileri gelişir.

Tutum ve kavram geliştirmede, sosyal durumları analiz etmede, toplumsal problemlerin çeşitli boyutlarını görüp çözüm geliştirmede, liderlik ve yöneticilik özelliklerini ortaya çıkarmada yararlıdır.

Öğrencileri belli konularda araştırma yapmaya ve işbirliği içinde çalışmaya sevkeder. Drama metodu içinde çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

İnformal drama: Belli karakterleri öğrencilerin hazırlık yapmadan hemen canlandırmaları demektir. Burada bir sınırlandırma yapılmadığı için tamamen öğrenci yaratıcılığına dayanmaktadır. Burada kostüm ve dekor gereksizdir. Meselâ, bir trafik kazası, bir hastalık, işsizlik v.s. gibi konular hemen canlandırılıp üzerine ders anlatılabilecek konulardır.

Rol oynama (role playing): Burada da, öğrencilerden kendilerine verilen bir rolü oynamaları istenir. Ancak burada öğrenci (kitap, filim, ansiklopedi gibi kaynaklardan) belli bir hazırlık yaparak o rol hakkında kendi kendine bir senaryo geliştirir, role daha sağlam bir kişilik kazandırır. Meselâ, uyuşturucu kullanma üzerine bir gösteri yapılacaksa, burada bir dizi ön hazırlığın yapılması gerekmektedir. Gerekirse uyuşturucu kullananlarla da görüşme yapılabilir.

Formal drama: Burada öğrencinin oynayacağı rol tamamen öğretmen kontrolünde ve bir yazılı senaryoya bağlıdır. Oyunda kostüm ve dekor kullanılabilir. Okul temsilleri bu tip drama tekniğine girer.

Kukla: Bütün dünyada çocukların en sevdiği drama türlerinden biri de kuklalardır. Burada kukla, çok değişik teknikler kullanılarak öğrenciler tarafından geliştirilir ve kişi kuklaların arkasına saklanarak söylemek istediği birçok sözü, vermek istediği birçok mesajı buradan verebilir.

Pandomim: Duygu, düşünce ve olayları sözsüz olarak, sadece el, kol, yüz ve beden hareketleriyle anlatma demektir. Yemek yeme, yüz yıkama, trafik v.s. gibi birçok durumlar bu “sözsüz tiyatro” yolu ile de öğrenciye gösterilebilir.

Parmak oyunu: Özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde bazı şiir ve hikayelerin parmak hareketleri ile dramatizasyonudur. Yarım bırakılmış hikâyeler (“Devamı nedir?”): Öğrencilere belli bir olay bir yere kadar anlatılır ve ondan sonrasının nasıl devam edebileceği veya etmesi gerektiği öğrencilere sorulu. Öğrenciler de drama yolu ile o hikâyeyi tamamlamaya çalışırlar. Birçok davranış geliştirme ve problem çözme olguları bu teknik içinde rahatlıkla verilebilir.

E)ÖRNEK OLAY


Son zamanlarda hemen bütün öğretim kademelerinde, ama özellikle öğretimin seviyesi arttıkça daha çok kullanılan bir metod olmaktadır. “Case-work”, “case-study”, “case-method” da denilen bu metod, sık sık simülasyon oyunu, karar veya plan oyunu gibi teknikleri kullandığı için, bu tekniklerin adı ile de anılmaktadır.

Örnek olaylar görsel, yazılı birçok kaynaktan derlenebilir. Öğrenciler veya öğretmen, bir trafik kazasını, bir çevre sorununu, bir spor kavgasını veya dostluğunu, tıbbî veya hukukî bir olayı sözel olarak veya resim, film gibi tekniklerle sınıfa getirirler. Kısa bir sunumdan sonra öğrenciler bu konu hakkındaki fikirlerini, yani olayın nedenlerini, gelişimini ve mümkün sonuçlarını ortaya koyup tartışırlar. Seçilen olay iyi bir olay ise bunun geliştirilip yaygınlaştırılması yolları, kötü bir olay ise bunun engellenmesi ve düzeltilmesi yolları hep beraber ortaya konmaya çalışılır.

Hemen her alanda rahatlıkla uygulanabilecek ve verimli öğretim sonuçları alınabilecek bir metoddur. Öğrenciler burada problem çözme tekniklerini, işbirliği içinde öğrenme, rol oynama gibi teknikleri de rahatlıkla kullanabilirler.

Örnek olay incelemesi metodunu kullanmanın faydaları

Hayata en yakın öğretim metodlarından biridir. Günlük hayattaki birçok olay etrafındaki sosyal, kültürel ve bilimsel eğitim-öğretim bu metod yardımıyla kolaylıkla yapılabilir.

Öğrencilerin hepsi bir konuda veya olay üzerinde yoğun bir zihinsel çaba gösterirler; bilgi ve tecrübelerini burada uygulamaya koymaya çalışırlar. Soyut düşünceler burada pratiğe, uygulamaya dönüştürülebilir.

Bağımsız düşünme, orijinal fikir üretme ve bunu ortaya koyma ve tartışma özellikleri gelişir.

Öğrenciler, sorunları tartışarak çözme yeteneği geliştirirler.

Örnek olay incelemesi metodunun olumsuz yönleri

Eğer örnek olaylar iyi seçilmez veya iyi ortaya konmaz ise, olaydaki çatışma ve tartışmalar sınıfa da aktarılabilir. Olaylar öğrenci seviyesine uygun seçilmez ise (meselâ ilkokulda AIDS veya karmaşık bir ticarî mahkeme gibi), öğrenciler sağlıklı fikir üretemezler ve tartışamazlar.

Öğrenciler yeterli bilgi ve tecrübelere sahip değil iseler katılım az olabilir ve değişik fikirler ortaya konamaz.

Örnek olay incelemesinin iyi uygulanabilmesi için dikkat edilecek hususlar

Olaylar iyi seçilmeli, olay içinde sınıfı korkutacak dahşet sahneleri, tiksindirecek, ahlâkî değerlerini zedeleyecek unsurlar ayıklanmalıdır.

Pedagojik olarak tartışılabilecek ve eğitsel sonuçlar çıkarılabilecek olaylar seçilmelidir. Seçilen olayların öğrencilerin seviyesine uygun olması sağlanmalıdır.

Örnek olay mümkünse film olarak, veya resim, ses kaydı vs. olarak sınıfa getirilmelidir. Olayın doğru aktarılması hususunda şüphe olmamalıdır.

Olay güncel olmalı, sınıfın düşünme ve tartışmaya katılma güdülerini arttırmalıdır.

Öğretmen olay üzerindeki mümkün tartışmaları önceden düşünebilmeli, gerektiği yerde konunun dağıtılmasını engelleyerek, gerektiğinde tartışmaları yumuşatarak konunun eğitsel değerini her zaman yüksek tutmalıdır.

Zamandan tasarruf etmek için benzer olayların başka yerlerdeki gelişimleri ve çözüm yolları üzerinde ön bilgiler hazır tutulmalıdır. Bunun için herektiğinde öğretmen ve bir grup öğrenci, olay üzerinde iyi bir ön araştırma yapmalıdırlar.

Örnek olay üzerine ortaya konan fikirlerin uygulanma biçimleri de iyi tartışılmalı ve izlenmelidir (Meselâ trafik kurallarına uyma, hayvanlara eziyet etmeme, çevre sorunların karşı duyarlı olma gibi).

F)BENZETİŞİM (SİMÜLASYON)

Benzetim, sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmalarını sağlayan bir öğretim tekniğidir.

Bu sayede bireyler;

İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanmakta

Bildikleri ilkeleri hayata geçirebilme yetilerini geliştirmekte

Öğrenmeye daha çok güdülenmekte

Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirmekte

Diğer bireylerle daha iyi iletişim kurabilmektedir.

G)LABORATUVAR


Öğrencilerin bilgilerini gözlem ve deneyler yaparak kazandıkları, teorik bilgileri pratik olarak uyguladıkları bir metoddur. Günümüzde fen derslerinin yanı sıra sosyal derslerde de kullanılmaya başlanan bu yöntem, öğrencilerin el becerilerini geliştirirken, bir yandan yapılacak işi idare kabiliyeti kazandırmakta, bir yandan da analiz, sentez ve gözlem becerilerini artırmaktadır.

Öğrencilerin öğretim konularını laboratuvar veya özel donanımlı dersliklerde bireysel veya gruplar halinde gözlem, deney, yaparak-yaşayarak öğrenme ve gösteri gibi tekniklerle araştırarak öğrenmelerinde izledikleri yoldur.

Laboratuvar yöntemini ve bu arada kullanılan gözlem, deney ve gösteri gibi teknikleri belirtmek için bazen “sezgisel metodlar” kavramı da kullanılmaktadır. Şöyle ki, eşyalardan başlayarak, duyular yoluyla yapılan öğretime “sezgisel öğretim” denir. Bu sezgisel öğretimi gerçekleştiren laboratuvar yöntemi ve onun içinde kullanılan gözlem, deney ve gösteri tekniklerine “sezgisel yöntemler” denir.

Laboratuvar metodunu kullanmanın faydaları

Laboratuvar yöntemiyle öğrenci deneyin nasıl düzenleneceğini, neler yapılacağını ve deneyin nasıl sonuçlandığını görür. Öğrenci, bilgi elde etme sisteminin içinde yaşar. Bütün bu aşamalarda aktif olan öğrencidir.

Yöntemin duyulara hitap etmesi ve birçok duyunun kullanılmasını sağlaması öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Bilimsel bilgi kazandırmanın ilk aşaması olan bu yöntemde öğrenciler bilgiyi (bu bilginin önceden keşfedilmiş olması öğrenci açısından pek önemli değildir) keşfederler. Bu keşfedici yaklaşımla öğrenci, problem çözmede ve bilimsel çalışmalarda yeni mesafeler katetmektedir.

Öğretimde bireyselliğe yer verir. Öğrenme kuvvetli ve etkili olur. Öğrenilenlerin unutulmaması ve gerektiğinde hemen uygulanabilmesi veya kullanılabilmesi özellikleri vardır.

Yöntemin el becerilerini geliştirmesi, araştırmayı teşvik etmesi, öğrencileri aktif hale getirmesi, bilimsel ilgi uyandırması, yaratıcı düşünceyi geliştirmesi, yapılan yanlışlıklara anında müdahalenin söz konusu olması gibi başka olumlu yanları da vardır.

Laboratuvar metodunu kullanmanın sakıncaları

Ekonomik değildir; gerek laboratuvarların kurulması, temrin malzemelerinin temini gerekse gözlemler oldukça fazla maliyete sebep olur. Birçok deneyde malzemeler öğrencilere aldırılmakta, gezi masrafları öğrencilerden istenmektedir.

Zaman bakımından da ekonomik değildir. Bilgi aktarılması ve konuların işlenmesi (müfredatın yetiştirilmesi), meselâ bir anlatma metodundaki kadar hızlı olmaz.

Becerisi az olan veya çekingen olan öğrencilerin katılımı sağlanamayabilir. Bu nedenle deneyin birçok safhalarında öğrenci ürkek ve korkak davranır.

Az sayıda öğrenciye çalışma imkânı verir. Okulların laboratuvar imkânları, temrin malzemeleri ve daha önemlisi ders programını yetiştirme zamanı laboratuvar metodunu rahat kullanmak için yeterli değildir. Bu nedenle öğretmenler ya kendileri veya becereikli bazı öğrencilere birkaç gösteri deneyi yaptırarak işi kapatma yoluna giderler.

Bilgiye değil beceriye daha fazla ağırlık verir. Öğrencilerin yapılan deneylerden sonuç çıkarmasından çok deney ortamını hazırlaması, öğretmene yardım etmesi gibi hususlar ön plâna çıkabilir.

Laboratuvar metodunu kullanırken dikkat edilecek hususlar

Bu metod, laboratuvar tecrübesi çok olan, bu konuda değişik teknikleri kullanabilen öğretmenlerin rehberliğinde uygulanmalıdır.

Laboratuvar metodu plânlı yapılmalı ve ünitenin bu tür çalışmaya elverişli olup-olmadığı tespit edildikten sonra çalışmanın hedefleri belirlenmelidir. Hedef belirlemesi sonrasında öğrenciler haberdar edilip ne tür işlemler yapılacağı öğrencilerle birlikte plânlanmalıdır.

Kullanılacak araç ve gereç, öğrencilerin yardımıyla veya okul imkânlarıyla temin edilmelidir.

Laboratuvar çalışmasının tehlikeli olması söz konusu ise güvenlik tedbirleri alınmalı, çalışmanın kimlerle veya hangi öğrencilerle yapılacağı belirlenmelidir.

Laboratuvar çalışmasının değerlendirmesinin nasıl yapılacağı ve nasıl sonuç çıkarılacağı plânda yer almalıdır. Çıkan sonuçtan genelleme yapılacaksa bu durum da plâna yansıtılmalıdır.

Laboratuvar metodunda kullanılan teknikler

H)MİKRO EĞİTİM

Mikro Eğitim

Yüz yüze eğitimin gerçekleştirilmesi için sınıf içinde uygulanan bir tekniktir.

Öğretmen yetiştirmek, öğretmen adaylarına kişilik kazandırmak ve araştırma yeteneklerini geliştirmek amacı güdülür.

İ)EĞİTSEL OYUNLAR

Öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan etkinliklerdir.

BİREYSEL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ

Bireyselleştirilmiş Öğretim

Öğretim öğrenci merkezlidir.

Öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi, her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretimin yapılması bireyselleştirilmiş öğretim sayesinde olur.

Öğretmen etkinlikleri düzenler ve yönetir.

Programlı Öğretim

Temelde öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yenilik getirmektedir.

Skinner’in Pekiştirme İlkeleri

Küçük adımlar ilkesi:

Üniteler adım adım öğrenciyi ilerlemeye yöneltecek şekilde düzenlenmelidir.

Etkin katılım ilkesi:

Bu aşamada bir alıştırma yada soru bulunur. Soru bilginin kazanılıp kazanılmadığını yoklamaktan başka bilgiyi edinmede ve özümlemede bir araçtır. Soru öğrenme olayını gerçekleştirir.

Başarı ilkesi:

Sorular öğrencilerin başarabileceği güçlük düzeyinde olmalıdır. Güçlüğü aşmak bir sonraki öğrenmeler için gerekli olan güdüyü oluşturur.

Anında düzeltme ilkesi:

Öğrenci soruyu cevapladıktan sonra doğru cevapla karşılaşmakta, böylece kendini kontrol etmekte ve düzeltmede hemen yapılmış olmaktadır. Anında kontrol pekiştirmenin temel öğesidir.

Dereceli (kademeli) ilerleme ilkesi:

Yapılacak işlemlerin düzeyi basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene, kolaydan zora doğru olmalıdır.

Bireysel hız ilkesi:

Öğrenci zamanı kendine göre ayarlar. Başarısızlık, söz konusu değildir. Böylece sınıf ortamında öğrenciler arasında düzey farklılığının yarattığı olumsuzluklar da ortadan kaldırılmak istenmektedir.

One thought on “KPSS ÖĞRETİM YÖNTEM VE TEKNİKLERİ

Bir Cevap Yazın

error: Site İçeriği Korunmaktadır.